Rawi Hage – Karnaval

Dimitri Nasrallah’ın yaşamıyla paralel Hage’ınki, iki yazar da Lübnan’da doğuyorlar, İç Savaş ülkeyi mahvedince Kanada’ya göçüyorlar. Sonra kötü bir roman yazıyor Nasrallah, Hage’sa muhteşem bir roman yazıyor, paralelliğin sonu. Nasrallah çocukla babasının hayatta kalma serüvenini klişelere boğuyor, Hage göçmen bir taksi şoförünü konuşturarak işçi sınıfını, göçmenliği, bok çukurunda hayatta kalma yöntemlerini anlatıyor. Karnaval hem yaşadığı yerde kurulan insan curcunası, hem yaşam, hem Bahtin. Taksi şoförü yerine göre kraldır, yakın korumadır, suçluların saygı duyduğu bir serseridir, burjuvadan daha burjuvadır, her rolü üstlenebilir. Adamımız Fly sınıflar arasında sörf yapar adeta, acayip geçişkendir, duruma göre rol biçebilir kendine. İki kaynak: sirkte büyümüştür Fly, babası sihirli halılarıyla gösterilere çıkar, annesi ipler üzerinde süzülür gökyüzünde, zaten havada karşılaşıp severler birbirlerini. Fly şöyle anlatıyor doğumunu: “Bir devesi olan bir gezginle iplerden sarkan bir annenin sirk karavanındaki birlikteliğinden doğmuşum. Altın saçlı bir trapez sanatçısı olan annem beni içinden dünyaya fillerin ve fokların alkışları eşliğinde fırlatmış. Dışarıda yağmur yağıyormuş ve karavanlar yola çıkmak üzereymiş. Annem beni yollarda emzirmiş, palyaçoların budalalıkları ve benim için örümceklerin ve hayvanların arasında geçecek bir hayat kehanetinde bulunan yaşlı bir cücenin acı şarkıları eşliğinde.” (s. 13) Baba aşırı Müslüman bir adamın dine dönme çağrısına uyup arazi olduğu zaman annesiyle sirkte çalışmaya devam eder Fly, eğer istersem annesinin hüzünlü ölümünden de bahsedeceğim, sonrasında Sakallı Kadın’la birlikte, veya başkalarıyla, Fly’ın zihninde yaşamı boyunca renklerine şahit olduğu havai fişekler patlamaktadır bir süre, kitaplarından fırlayan savaş sahnelerinde kılıç sallar, aşk hikâyelerinin unutulmaz yönetmeni olur, komşusu Zainab’ın kukusunu karıştırmaya her an hazır olsa da isteği sayfaların dışında hayat bulamaz, menisiyse halıya, duvarlara, kâğıtlara fışkırır. İlginç bir erotizm, sosyal yoksunluk ve psikolojik arızalarla birlikte Fly’ın akıl sağlığı cortlamaya başlamış, hikâyesine henüz o kadar sirayet etmemişse de sanrıya benzer yaşantılar edinmesine yol açmıştır, dolayısıyla düşle gerçek teğet geçer birbirine. Bazen. Cinsel yaşamı yoktur neredeyse Fly’ın, denk geldiği kadınlarla hemen hiç ilişkiye girmez, anca geçmişte bir şeyler yaşandığını söyler, bunun yanında tuhaf anılara da sahiptir, misal annesi aklının gidip geldiği günlerden birinde bir başkası sanır Fly’ı, diz çöker, elleriyle boşaltır ve çöle geri dönmesini söyleyip çıkar çadırdan. Muammalardan bir yaşam, kimlik kargaşası, sirkte gördüğü insanlardan öğrendiği sosyallik katakullileri derken herkes olup çıkmıştır Fly, şahane bir partide sırıtmadan dolanabilir, izbe yerlerin, köprü altlarının zaten ziyaretçisidir. Yirmi yıllık dostu Otto’dan dolayı. Otto’nun akıbetinden daha doğrusu. Aisha öldükten sonra raydan çıkıp bütün o devrimciliği, sınıf mücadelesini bir kenara atarak pratik çözümlere, cinayetlere yönel(t)en Otto. Bunu anlatmayı isterim, geleceğim. Kitaplar ikinci mevzu, evinin koridorları kitaplardan oluşmuştur, Fly aracında okuduğu kitaplar sayesinde çok yolcuyla tanışmıştır, bazılarını korkunç eşlerinden, manitalarından kurtarır hatta, koltuğunun altında taşıdığı süslü sopayı kullanarak kafa kırdığı olmuştur da orantısız değildir şiddeti, eşitlikten yanadır, karşısındaki silah çekmediği sürece sopasına deli gibi güvenir. Zee’nin öldürüldüğü sıra güvenemez çünkü hem silah hem kocaman bir araç karışmıştır meseleye. Hage’ın anlattığı gibi anlatıyorum, ortaya karışık: Zee’yle sevgilisi taksisine binerler, kadın çok konuşan tatlı biridir, Zee hiç konuşmayan gangster biridir, uyuşturucu satışıyla geçinirken kadına dünyanın parasını verip sessizlik ve erkeklik satın almaktadır anlaşıldığı kadarıyla. Alışveriş poşetlerini takside unuturlar inerken, Fly sonra fark eder ama sokağa dönüp korna çalmaya başlar. Zee aşağı iner, bahşiş verir, iş teklif eder. Çok sayıda yan hikâye var metinde, taksicilerin, fahişelerin, profesörlerin hikâyeleri, onlardan bir öbeği başlıyor böylece. Bazı akşamlar saat sekizde taksiye biner Zee, mekânları dolaşır, çanta verir, tahsilat yapar, iyi de bahşiş bırakır Fly’a, işler güzel giderken bir gün son yolculuğuna çıkar. Bir mekânın önüne gelirler, çantayı Fly’ın götürmesini isterken silahını da gösterir. Sağ çıkar oradan Fly, sonraki sefer takside beklemese -içeridekiler Zee’nin gelip bırakmasını istemişlerdir çantayı bir dahakine, o sefer bu seferdir belki- kafasına yiyecekti kurşunu. Karakterler öyküye girerler ve çıkarlar, aslında taksinin şehrin farklı bölgelerini birbirine bağlayan karakterleri taşıdığı filmlerdekiyle aynı yapı. Hage anlatıcının yaşamını açabildiği kadar açtığından filmlerle yol ayrımı burada, sirklerin şamatasıyla karnavalın curcunası birbirine girdiğinden. Sevmezler aslında karnavalı, Fly sever gibi görünmez en azından, hem aşırı trafik hem de tekinsiz, maskeli insanlar. Onun maskesi, tavrı yoktur, benliğini yansıtır her koşulda. Serseriler eksik para mı verdiler, peşlerinden gidip parasını ister, dayak yiyecek olsa bile. Dolandırılır bu arada, sahte parayla ütüldüğü çoktur, yine de nitelikleriyle çok iş kotarıp sağlam bahşişler alır, artıdadır gün sonunda. En ilginç bahşiş hikâyelerinden birini hatırladım, mevzu da ilginç, aslında 68 mi, 76 mı, bir taksicinin anlattığı hikâye. Kavga edecekler Fly’la, Fly güç odaklarının önünde diz çökmenin iyi bir şey olmadığını iddia edecek, 76 işlerin öylece daha kolay yürüyebildiğini savunacak, bakış açılarının tek bir örneklem üzerinden üstün gelmeye çalışmasının saçma sapan hikâyesi de. Neyse, 76 şahane bir kadın yolcu alıyor, konuşurlarken Tunuslu olduğunu söylüyor, kadın yaşadıklarını anlatıyor bunu duyunca. Tunus’ta bir halıcı dolandırmış 800 papel kadar, eğer 76 parayı geri alırsa 200 papeli verecek, 300 papele yükseliyor sonradan. İyi fırsat, 76 memleketine gidiyor, ailesini görüyor, sonra emniyet müdürüne gidip adamın kardeşiyle beş yıl birlikte yaşadıklarını söylüyor, kardeşini uzun süredir görmeyen, konuşmayan, aşırı özleyen emniyet müdürü 76’yı evine de götürüyor ki başta annesi olmak üzere ailesi dinlesin hikâyeleri. Bu tamam, halı olayından bahsediyor sonra 76, mevzu çözülüyor. Mutlak iktidar, tek bir adam, kesin çözüm. Ülkesinin tek adamlar yüzünden başına gelenleri biliyor Fly, buna karşı, yumruklarıyla birlikte. Evet, her ortama girer dedik, Zainab’ın evinde entelektüel bir arkadaştır, aslında içi gider ama bir anlamda vatan hasretinin dindiğini de hisseder Zainab’la konuşurken, hani neredeyse âşık olacaktır ama kadının zarafeti, zarif soğukluğu diyelim, aralarına duvar örer. İki karakter üzerinden din ve memleket tartışmaları aslında, Zainab içkiden, zinadan falan uzak durmasını söyler Fly’a hayat o kadar gelgeç bir şey değildir, Fly içinse öyledir çünkü Tanrı kâğıt üzerinde icat edildikten bir süre sonra silgi de icat edilmiştir, tesadüf. Finalde görürüz ki Gina’ya tutulmuştur Zainab, söyledikleri yaşamla sınanınca büyük sözlerin unufak olabileceğini anlar. Son olarak o Faslıyı pencere önünde beklemekten kurtarır Fly, kadının gelmeyeceğini, beklememesini söyler, taksisine atlayıp yoluna devam eder, kısa süre önce Otto’yu tek başına gömdüğü şehirde daha fazla kalamayacaktır artık. Anlatacağım son hikâye: Fly’ın fahişe arkadaşlarından biri işçi sınıfıyla dayanışır, sırf kodamanların banknotlarını cukkalamaz yani, annesiyle babasının mücadelesini küçük yaşta benimseyip işçilerle iç içe yaşamaya çoktan karar vermiştir zaten. İnşaat işçileri mi, tarım işçileri mi, sevişiyorlar, ağlıyorlar, sohbet ediyorlar, tuhaf huylarını açığa çıkarıyorlar. Genç biri var aralarında, Faslı, kadınlara hiç saygısı yok, berbat davranıyor, Fly’ın arkadaşı adamı hacamat edip ağlatıyor resmen. Ertesi hafta, belki, uslu bir çocuk olursa. O hafta hiç gelmiyor çünkü dağılıyor tayfa, kadınlar bir daha gitmiyorlar oraya. Alt sınıf manzaralarında direnişle karışık hüzün, üst sınıfta eğlenceyle karışık çürüme ama kontrast oluşturacak kadar keskin değil, iç içe geçmiş yapılar, birbirlerinin özelliklerini gösteriyorlar zaman zaman. Zengin serserilerden parasını alamaz, üstüne beş yıldızlı otelin izbandutlarından temiz sopa yerdi Fly, gruptan kısa boylu olan adam dönüp iki üç kat fazla para vermeseydi. Gerçi burası daha sorunlu, performansları için nesne kiralamış oluyorlar böylece, rıza gösterip göstermeyeceğini bilmeden, parayla razı gelmesini sağlamaya çalışıyor. Düşündüren çok olay var.

On numara beş yıldız roman, tam karnaval.

Liked it? Take a second to support Utku Yıldırım on Patreon!
Become a patron at Patreon!