2 Mart 1908, Chicago, Emniyet Müdürü George Shippy'nin evine gelen genç adam müdürle konuşmak istediğini söylese de vakit erken, hizmetçi ...

1966, Almanya, anlatıcı fırına girince rahatlıyor çünkü ekmeği parmakla göstermesi yeterli, alıp çıkabiliyor. Bakkalda poposunu sallayıp gaklarsa ancak o zaman ...

Bazı arka kapak yazıları biraz şey. Ön kapaklar da öyle. Büyük yayınevlerinin yanlış bilgi veren yazıları, korkunç kapak tercihleri var, ...

Kegge kuzeninin getirdiği Jon Fosse'nin şiir koleksiyonunu okumaya başlar, ışığı kapatmadan önce son okuduğu dizeye bakakalır bir an: "Kimsenin hatırlamadığı ...

Taş topluyor anlatıcı, ayakları suyun içinde daha fazla kalırsa regl dönemi çok sancılı. Annesi duayla toplamasını söylüyor ama kadının şarkı ...

Eh, adamın biri, "Şşü lan!" diye ünleyince öfkemi boşaltmak istemedim değil. Çenesine bir yumruk, iki döner tepik. İki seksen. ATM ...

"Yalnızlığın Oyuncakları". Ona onu da yapan canı insanların arasına hastanenin berberi de katılmıştır, Mr. Oguz Atay'ın saçı ve sakalı beyin ...

Todorov'a göre "tekinsiz-fantastik" sayılabilir bu anlatı, tekinsizliği daha ağır basacak şekilde fantastiğe yakın. Birinci tekil şahsın anlatıcılığının dışında bir referans ...

Bu metinle Bolaño'nunkiler arasında bağ kuran var mıdır diye bakındım, Los Angeles Times'ta bir makale var, iki yazarın metinlerinin travma ...

Kayıpkent Üçlemesi'nden beri Yula'nın kitaplarını topluyorum, toplamakla kalıyorum. Artık kalmıyorum, okuyorum. Çok okumuyorum, Yula'dan okunacak bir şeyler kalsın istiyorum. En ...