Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler: İnternet ve Gerçek Yüzümüz

Şöyle bir konsept var, ünlüler kendileri hakkında Google’da en çok sorulan soruları cevaplıyorlar. Bazı soruları elediklerini düşünüyorum, izlediğim çoğu videoda kimseye gey olup olmadığı sorulmadı örneğin. Aslında sorulmuştur da cırtların altına yerleştirilmemiştir, görmezden gelinmiştir, yazarın araştırmasında enine boyuna incelediği meselelerden biri bu. Zihin incelemelerine yönelik “Büyük Veri”nin işlenmesi için yepyeni bir yöntem sunuyor Stephens-Davidowitz, insanların yalan söylemeyi tercih etmediği Google aramalarını araştırmalarının merkezine koyuyor. Kitabın orijinal adı Everybody Lies diye başlıyor, Gregory House’un efsane sözünün doğruluk payını inceleyen nörologlar insanların bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde sıklıkla yalan söylediklerini ortaya çıkarmışlar, Türkçeye çevrilmiş kaynaklarda rastlamak mümkün. İnsanlar kendileri dahil olmak üzere hemen herkese yalan söylüyorlar veya gerçek olmadığı halde gerçekmiş gibi kurguladıklarını sunuyorlar, bir tek Google’da yapmıyorlar bunu. Çoğunlukla. Deli damgası yemeden, utanmadan “Tohum yedim, midemde ağaç çıkar mı?” diye sorabiliriz, bizimle Google arasında kalır bu, dolayısıyla istatistiklere göre insanların en dürüst oldukları kişi/kurum/kuruluş Google. Korkunç mu? Hemen öyküsü yazılsın: XVC198 model bir robot var, ev işlerini yapıyor, kodlama tercihlerine göre belli cümlelerin dışında hiçbir şey söyleyemiyor. Robotun sahibi eski bir savaş suçlusu olsun, çok yaşlı bir adam. Ağlaya ağlaya anlatıyor her şeyi, binlerce insanı nasıl katlettiğini günlerce anlatıyor, rahatlıyor, robottan da istediği şeyleri duyunca yaşamına gönül rahatlığıyla devam ediyor, tabii robotta bu tür itirafların içeriğini değerlendirip yetkili makamlara haber uçuran bir yazılım varsa iş değişir. Neyse, S-D -diyeceğim bundan sonra yazara- bu Google algoritmasını Trump’ın seçimleri kazanmasıyla birlikte değerlendirince ortaya ilginç bir sonuç çıkıyor, Obama’nın seçimleri kazanmasından önce yapılan klasik anketler ırkın seçim konusunda bir etken olmadığını söylese de Google aramalarına bakınca ABD’de ırkçılığın yeni bir haritasının çizilmesi mümkün, aslında Demokratlar arasında da son derece ırkçı insanlar olduğu da ortaya çıkmış. Diğer yandan Trump’ın seçimleri kazanacağını çok basit bir yolla anlamış S-D, “Trump” seçimden önce daha çok aratılmış, siyahların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde de oy verme konusunda bilgi almak için yapılan Google aramaları oldukça düşükmüş. “Nigger” aramalarının sayısı da bu verilere eklenebilir. Mevzu bu, klasik yöntemler çok farklı veriler sunabilecek hata paylarına sahip olsa da yapay zekâya son derece samimi bir şekilde yaklaşan insanlar daha kesin veriler sağlıyorlar. Bu anket olayına bir örnek daha: ABD’li kadınların beyanına göre kullandıkları kondom sayısı 1,1 milyar, erkeklerse 1,6 milyar kondom kullandıklarını söylüyorlar. Heteroseksüel ilişkilerde geçerli bu, pek çok değişken hesaplandığında verilerin birbirini tutmadığı görülüyor, üstelik her yıl satılan kondom sayısı 600 milyondan az. Herkes yalan söylüyor kısaca. “Büyük Veri” her türlü dalavereyi ortaya çıkarabiliyor, doğru bir şekilde işlenmesi yeterli. S-D bu işlemle pek çok gerçeğin ortaya daha sağlıklı bir şekilde çıkarılabileceğini iddia ediyor ve kendi ulaştığı ilginç sonuçlara değiniyor, örneğin ırkçılıkla ekonomik güvencesizlik arasında doğru orantı yok, aynı şekilde terör saldırısının ardından yaygın bir anksiyete görülmüyor ve insanlar mutsuz olduklarında aramıyorlar komik videoları, mutluluklarını artırmak istedikleri zaman arıyorlar. Buna benzer pek çok bilgi var, en ilginçlerine değineceğim.

Kış depresyonunu savuşturmak için ilaç almaktansa sıcak bir yere gitmek iki kat daha etkili. Çekirdek kadro bir arkadaş grubunun varlığı o gruptaki iki sevgilinin ilişkilerini olumlu etkilemiyor. “Başka bir deyişle, dünyanın nasıl işlediğine dair sadece kişisel olarak duyduklarımıza ya da kişisel olarak deneyimlediklerimize güvendiğimizde çoğu zaman yanılıyoruz.” (s. 34) Alt sınıftan ailelerin çocuklarının NBA’e gidebilme ihtimalinin yüksek olduğuna dair genel kanı yanlış mesela, daha iyi sosyoekonomik durum NBA’e gitme şansını artırıyor. LeBron James’in Akron gibi küçük bir yerden, ekonomik durumu kötü olan bir aileden çıkması büyük ölçüde istisna, olağanüstü bir kişisel başarıya bağlı. S-D beslenme alışkanlıkları, ailenin yönlendirmesi gibi etkenleri de göz önüne aldığında teorisine daha çok veri yükleyerek malum sonuca ulaşmış, bireysel yetenek ne kadar parlak olsa da genetik faktörler ve sosyal çevrenin olumsuz etkileri potansiyel yıldızı mahvedebiliyor, inanılanın aksine düşük gelirli aileler daha az yıldız çıkarabiliyor. S-D’nin araştırmalarına göre sanat, spor veya politika gibi alanlarda ün kazanmış insanların yetiştikleri yerlerde belli başlı özellikler var, sırf üniversitenin varlığı bile tek başına bölgesinin insanını birkaç adım öne çıkarıyor. İyi okulların başarılarıyla ilgili araştırma da ilginç, bir puanla çok iyi bir okulu kaçıran başarılı öğrencilerin mezun olduktan sonra kaçırdıkları okuldaki öğrencilerle hemen hemen aynı kazanca sahip oldukları anlaşılmış. İyi okullara iyi öğrenciler gidiyor zaten, dolayısıyla bu okullar tek başlarına başarıda etkili değiller, öğrenci iyiyse her türlü başarılı oluyor. Freud’un dil sürçmesiyle ilgili görüşlerini de çürüttüğünü iddia ediyor S-D, Büyük Veri’yi incelediğinde bir muzun “her zaman” sadece muz olduğunu görmüş. Araştırmalarını detaylarıyla anlatıyor, dileyen göz atabilir.

Cinsellikle ilgili veriler pek ilginç, insanın belki de en mahrem yanlarını ortaya çıkarıyor. Erkeklerin çocuklukla ilgili fantezileri müthiş, bebek bezi giymek ve emzirilmek istiyorlar. Bebek bakıcısı, öğretmen ve ponpon kız kategorileri en üstte. Muhafazakârların yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde gey pornosu diğer bölgelere göre daha sıkça aranıyor. “Acaba kocam…?” şeklindeki aramalarda cümle geylikle tamamlanıyor, ardından aldatma, ardından alkolizm ve bunalım geliyor, bu aramalar eşcinselliğe karşı en hoşgörüsüz eyaletlerde çok daha yaygın üstelik. Az önce baktım, bizde “beni seviyormu” şeklinde tamamlanıyor cümle. Çoğu kadının sevildiğinden emin olmak istediğini ve Türkçeyle sıkıntı yaşadığını çıkarabiliriz bundan. Neyse, gey testi aramaları da bu eyaletlerde daha fazla. Ahmedinejad gibi önemli isimler kendi halklarının eşcinsellikle ilgisinin olmadığını söylese de İran’da gey pornosuna epey bir ilgi olduğu belirlenmiş. Kadınlar “kadına yönelik şiddet içeren seks” başlığını aramışlar daha çok, elbette bunun pek çok sebebi olabilir ve bu sebeplerin başka verilerle birlikte değerlendirilmesiyle etkileri ortaya çıkarılabilir, doğru işlemleri bulabilmek önemli. Atları sıkıştırayım araya, hangi tayın ileride sıkı bir koşucuya dönüşeceğini bulmaya çalışan bir adam kalp kapakçıklarının önemini fark edene kadar sayısız özelliği incelemiş, nihayetinde bir atın iyi koşup koşamayacağının en önemli göstergesini bulmuş. S-D süreçleri detaylarıyla açıklıyor demiştim, bilim insanı değilim ama öne sürdüğü savlar bilimsel bence, adamı dinlemekte fayda var. Mesela borsada bu mevzunun tutmayacağını, acayip algoritmaların ve pek çok değişkenin olduğu ortamların farklı bilgi türlerine sahip olduğunu belirtiyor, dürüst de yani. Cinselliğe döneyim, erkekler gereksiz yere penis uzunluklarına takıyorlar çünkü aramalara göre o kadar da büyük bir problem değil bu. Kadınlarsa cinsel organlarının kokusu, tadı gibi konularda arama yapıyorlar daha çok, tabii erkeklerin kendilerine güvensizlikleri kadınlarınkiyle kıyaslanamayacak kadar yüksek.

Matrak bir mevzuyla bitireyim, erkekler eşlerini implant yaptırmaya ikna etmeye çalıştıkları kadar eşlerinin neden implant istediklerine dair eşit derecede şaşkınlar, yarı yarıya. “Veya erkeklerin kız arkadaşlarının memeleri hakkındaki en yaygın aramalarına bakalım: ‘Kız arkadaşımın memelerini seviyorum.’ Erkeklerin bu aramayı yaparken Google’da ne bulmayı umdukları ise muammadır.” (s. 100) Güldüm valla, kız arkadaşlarının memelerini sevenlerin toplandıkları bir sitedeki mesajları düşündüm: “Ben de seviyorum!” “Ben de!” “Lan ne güzel bi’ şey ya!”

Siyaset, ekonomi, sağlık, pek çok konuda çıkarımlarda bulunuyor S-D, oldukça ilginç bir araştırma koymuş ortaya. Meraklısı okusun, Google üzerinden veri analizi pek çok ilginç sonucu ortaya çıkaracakmış gibi duruyor.