Biraz da Shy hakkında konuşmalıyız. Onun adına konuşanların, kendi adına konuşanların arasında sesini duyabiliriz. 10 Punto Shy, diğerleri 12, Shy’ın düşleri biraz daha küçük, üstelik bilincinin hızına göre daha da küçülebiliyor. Bitiştirilmesi gereken parçaların dağınıklığını toplamaya dil de katılıyor bazen, biçim, bunların hepsi okurun yanında, okur bir kez Shy’ın yanında olduktan sonra. Ortalama bir çakmak taşının 600 milyon yıllık olduğunu söylemiş Steve, insan o kadar eski olmamasına rağmen taştan daha iyi iş çıkarıyor. Diye düşünüyor Shy, arkadaşları, insanın dağılmaya karşı direnci etrafındaki her şeyi dağıtmakla kuruluyor. Diye düşünüyorlar. Ağzına kadar taş dolu bir sırt çantası, omuzlarda yük, saat sabahın üçü, ortalık kapkara, biri karanlığın geceyi doğurduğunu söylerse Shy duymayacak çünkü kulaklıklarından tempolu bir bas ve davul, drum ‘n’ bass, İngiltere’de 90’ların meşhur türü, türün yaratıcılarının şarkıları geliyor, “gündüz kontrolü yarım rüya mesafede”, rüyalarında şimdiyle her zamanın, aslında bütün zamanların nasıl iç içe geçtiğini görebiliyoruz. Iain odasına “ziyarete” geldiğinde, üvey babası, Amanda babanın gelişiyle ilgili bir şey soruyor, iki, üç, beş zaman çizgisi üst üste de değil, uç uca ekleniyor, yoksa harflerin, biçimlerin iç içe geçtiğini görürdük, harflerin iç içe geçmemesi Shy’ın rahatsızlığının “tedavi edilebilir” olduğunu mu gösterir? Üvey babasının yaptıklarının silinebileceğini, Shy’ın yükselişleriyle çöküşlerinin belli bir örüntü oluşturduğunu mu? Neyden mustarip Shy, manik depresif, bipolar, çoklu kişilik, kesişim kümeleri, bileşimler, annesinin saçma sapan bir insanla evlenmesi, Iain. Gelecek orada, Son Şans bir tesis, bok kafalı sinsi veletler için, istemsizce yanlış yola sapmışlar için bir, nedir, rehabilitasyon merkezi, sorunlu ergenler için sorunsuzluğa açılan kapı. Esrarın son sömeği bitene kadar kıyak bir yer aslında. Belgesel çekmeye bile geliyorlar, Shy siktiri çekiyor, kamera karşısına geçmeyecek. “Seyircisiz bir gerzek draması. Aşırı düşünme üst üste binme dış sesler.” (s. 11) Çok ilerleme kaydediyorlar bu arada, her gün mü, seanslardan sonra biraz daha iyi hissettiklerini birbirlerini bıçaklamamalarından anlayabiliriz. Sağlıklı olmak kimseye zarar vermemektir, sağalmanın çizgisini nereden çekeceklerini bir türlü bulamayan çocuklarla dolu bir yapı, havaya uçmadığına şükretmeli. “Grafiti yaptı, burundan çekti, sigara içti, küfretti, çaldı, kesti, yumrukladı, kaçtı, atladı, bir eskorta tutuldu, bir dükkânı yerle bir etti, bir eve girdi, bir burun kırdı, üvey babasının parmağına bıçak sapladı ama bir süredir sürünüyor. Stresli iş.” (s. 12) Şişeyle alın yardığı vardır, es geçilmiş. Girdiği dükkânda ırkçı piçlerle karşılaşmak talihsizlikti, dışarı çıkartılıp sopa yemeye başladığında talihsiz olanın hâlâ Shy olduğunu düşünebiliriz ama nöral patlamaların gösterdiği üzere, sayfaya dağılmış sözcükler halinde de görürüz bunu, farklı zamanların hikâye çizgilerinin bir araya getirilmesiyle görürüz, asıl talihsizlik bir şişenin kırılıp ırkçılardan birinin alnında derin bir yarık açmasıyla anlaşılabilir. Shy derinden bir siktir çekip banka çöker, başını ellerinin arasına alır, haykırarak başını tutan çocuğa ve arkadaşlarına bakmaz bile. Terapi: evet, bazı şeyleri yaptığı için çok pişman, birinin arabasını çizmek dünyanın en korkunç şeyi, birinin evini kundaklamaya çalışmak, hadi, araba çizmek o kadar da kötü değil, bazı arabalar çizilmeli, bazı şeyler yapılmalı, sikini doğrultamadığında en kötüsü ortaya çıkmıyorsa oraya bakmamalı artık. Becky rahatlamasını söylüyor bir de, tuhaf bir yarı sakso, moda sokmaya yetiyor ama bir şey oluyor, oğlanda bir hareketsizlik, sönen dalgaya hüzünlü bir bakış, ardından kızın bacağına sağlam bir yumruk atıp kaçarcasına gitmesi evden. Neden yumruk attığını bilmiyor, Jenny’ye çok yanlış bir şey yaptığını söylüyor sadece, ailesinin arkadaşlarının evini, camı çerçeveyi indirirken, Gill’in korku dolu bakışları, hiç öyle bir şey yapmazdı Shy, kafasına diktiği şişelerin verdiği yetkiyle etrafındaki her şeyi paramparça etmesinin anlatıyla kökten bağı, anlatının fragmanlarıyla. Fragmanlara ayrılmış cam, bardak, şişe, televizyon, insanlar bütün halde, mesela Gill, üvey babasının yargılayıcı gözleri, annesinin feryatları. Oğlunu tanıyamıyor artık, içine bir şey girmiş, neymiş, artık kendine gelmeli, neden neden neden, sırf sızlanmalarla dolu sayfalardaki harflerin puntoları ne öyle, çocuğun sesini boğmak için. Yani, insan erekte olamayabiliyor aslında, yaklaşan sirenleri duyunca Shy bunun normal bir şey olduğunu düşünüyor mu? Rahatlaması bundan mı? Öfke kontrolünü nihayet sağlayabileceği için mi?
“Hikâyeler anlatmaktalar. Biraz böbürlenme, biraz pişmanlık, biraz şaşkın sırıtışlarla silkilen omuzlar ve bir anda dalga dalga yayılan kahkahalar. Okulun onlar için ne kadar yanlış bir yer olduğundan bahsediyorlar. Birbirlerini tanımaya çalışıyorlar çünkü yapacak başka bir bok yok. Hepsi kimin gerçekten iyi olmadığına, kimin psikopatlığa meylinin bulunduğuna, kimin sert, kimin korkak, kimin aslında düzgün olduğuna dair birtakım içsel öngörüler taşıyor ve arkadaşlık, bu sahte kayıtların arasına beklenmedik şekillerde sızıyor, tıpkı nefret gibi, tıpkı korkunç yalnızlık gibi.” (s. 20)
Parmaklarının kenarını kemiriyor, yakıcı anıları çiğneyip karanlığa tükürüyor. On yıl önce gördüğü bir rüyayı on yıl sonra yeni rüyasına ekliyor, yaşamının bir parçası olduğunu hissediyordu eskiden. Hayatında değil yeri. Amanda her şeyin yolunda olup olmadığını soruyor, üç saniye sonra içeri girecek, Shy haykırıyor, Iain içeri girmeden yok olmaya çalışıyor, çaresiz, Amanda’nın sesini Iain’ın ağzından duyuyor. Kuzeni Shaun’la müzik şirketi kuracakları zamanı hatırlıyor, acı verici anılardan biri, geçenlerde yirmi otuz kere aramış da açmamış Shaun, belki taşındığı için. Londra’ya gitmişler zamanında, karışık kaset dinliyorlar, kokain şeritlerini izliyorlar, o günleri unutmamasını söylüyor Shaun. Tamam orospu çocuğu, bunun ne anlama geleceğini bilemeyebilirdin ama oralarda olsaydın en kötü ihtimalden uzak tutabilirdin Shy’ı, değil mi? Serçe parmağı bıçaklama vakasına dolaylı yoldan engel olabilirdin, Iain’ın çektiği sıkıcı nutuklardan biri, havuç mu ne doğruyor Shy, sonra Iain’ın parmağını doğruyor ama bir parçacık. Kulaklık takmasına izin verilmediği için bahçedeki otları yolarken, Son Şans’ta herkesin yapması gereken işler vardır, kendi kendine konuştuğunu duyduklarında ne kadar çatlak olduğunu anlarlar. Çocukluğundan beri öyledir Shy, kendi kendine. “Shy, Şilteotu’na Karşı: Dillinja remix. Sinirotu. Kuzukulağı. Toksik şok. Kes kes kes. Sarmaşıkotu Babil’in nasıl düüüüüüüştüğüne tanık ol, soktuğumun elemanıııı, diye haykırdı Shy tutup çekerken ve diğerleri ona güldü.” (s. 27)
Sırt çantası,suçluluk, kaçış. Shaun biraz sakin olmasını, çok acayip davrandığını söylemiş bir ara, ortadan ne zaman kaybolduğu belirsiz. Iain’la annenin Shy’ı ne zaman Son Şans’a göndermeye karar verdikleri belirsiz. Son Şans’ın ne zaman kapanacağı da belirsiz, oraya site mi ne dikecekler artık, göl kenarında lüks bir yaşam sizi bekliyor şerefsizler. Çantada bir sürü taş, gecenin yarısında göle girip bekleyen Shy yaklaşan cisimleri önce insana benzetiyor, ölülerden mesaj olarak ölüler. İki porsuk, tamam, onlar da iteliyorlar Shy’ı, doğruca Son Şans’a dönmeli. Sabahın pembeliği, herkes derin uykuda, çantadan taşları çıkarıp camlara fırlatmaya başlıyor Shy. Yüzlerce yıllık camlar, yeni camlar, bütün zamanların canı cehenneme, kırılacak bir dünya cam, kalp, yaşam, çocuklar inip eşlik ediyorlar, bağırıyorlar, donunu indirip bahçeye sıçanı da vardır sanıyorum, sonra Shy’ın sevdiği biri yanına gelip durdurmaya çalışıyor gösteriyi ama çocuklar onu deviriyorlar, sonra Amanda, diğerleri, kim varsa koşup sarılıyorlar Shy’a. Tamam, geçecek. Orası kapansa da geçecek bir gün. Huzursuzluk dinecek bir şeydir.
Dört dörtlük roman, tavsiye ederim.











Cevap yaz