Dashiel Hammett – Sırça Anahtar

Çevirmen Sinan Fişek’in on numara önsözünden çarpayım, Hammett bu romanı tek bir oturuşta, otuz saatte yazmış. Aynı çalışma düzenini sürdürebileceğini sanmış ama bütün gök cisimlerinin doğru konumda olmasıyla ilgili bir olay, tekrarlanmamış. Polisiyede büyük yenilik, kahramanın gördüğünden ötesini görmez okur, bilmez, bilgi topağı atılmaz ortaya zart diye, anlatıcı kahramanla bütünleşmiştir adeta. Ned Beaumont o zamana kadar yazılmış polisiyelerde olduğu gibi güzergâhı çizilmiş bir karakter değildir, tedbirsizliğinden ötürü bir araba dayak yediği olur mesela, işkence görür, kendi kanı ve bokunun ortasında yatarken ağlamaya başlar filan, ölse ölecek ama bir tedbirsiz o değildir, ne kadar zeki olursa olsun insan açık bırakır, nitekim o da çıkardığı yangınla ortalığı dumana boğunca itelendiği odanın pencerelerinden birinden atlar. Ölse yine ölecek, kendini camdan sarkıttığında ayağı hiçbir şeye değmez, üst katlardan zbam diye düştüğünde ayağa kalkacak gücü yoktur, arkasında kan izi bırakarak süründüğünü gören polislerce kurtarılır. Şans gibi şans, aptallık gibi aptallık, bütün karakterler gündelik yaşamın kusursuz bir yansıması. Eleştirmen yorumu: “Klasik Yunan tragedyasının korosunu andırırcasına olayların dışında kalmaz” Ned Beaumont, kendi eşeler, bulur, strateji geliştirir, bazen yanlış geliştirir ve sonuçlarına katlanır, hastanede bilinçsiz yatar kaç gün, kendine gelince işini gücünü sürdürür. “Hammett geçmişlerinden, görünüşlerinden çok az söz eder, anlattığı öyküyle bağlantılı olmayan davranışlarındansa hiç söz açmaz. Ama gene de, roman bitip kitap kapatıldığı zaman, tüm kişilerin ayrıntılı birer resmi kazınmıştır sanki okuyucunun belleğine. Üstelik de Hammett, hafiyelik mesleğinde öğrendiği temel bir kuralı, tarafsızlığı uygulayarak başarmıştır bunu. Baş kişisi Ned Beaumont hep ad ve soyadıyla geçer romanda -Hammett kahramanıyla fazla yüz göz olmak istemez. Hiçbir kişinin tahlili yoktur, huyları, yaratılışları, yalnızca romanın olayına bağlı davranışlarla, karşılıklı konuşmalarla verilmiştir ve roman üçüncü şahısta yazılmıştır.” (s. 21) Sürprizlere alan sağlar bu mesafelenme, Ned’le Paul Madvig arasında çıkan kavganın hemen duyulmasıyla normalde Ned’e açılmayacak kapıların çıkar ilişkilerinden ötürü açılmasının bir taktik gereği olup olmadığını kestiremeyiz mesela, anlatıcının bilerek bıraktığı boşlukların yanında karakterlerin neyi neden yaptıklarına dair bilgi verilmez, ihtimallerin ucu hep açık kalır, karavana taktiklerin yanında tutanları da görürüz. İnsanı polisiyeye sokmuştur yani Hammett, türün de ötesinde edebiyata getirdiği yenilik övgü üzerine övgü alır. İşin magazin boyutuyla karışacak şimdi mevzu, Hammett’ın Hemingway ve Faulkner’la ilişkisinden de çıkıyor bir şeyler de asıl olarak gıyaben öğrencisi Chandler’ın dediklerine bakmalı. Hemingway’de olmayan hiçbir şey yok Hammett’ın üslubunda, yine de cinayeti alelade olmaktan çıkarıp “gerçek bir nedenle işleyen insanların” eline veriyor, o insanları kullandıkları düşünce ve dille konuşturuyor. Olay. Beat tayfada da etkisi görülüyor, Burroughs’la Kerouac’in hipopotamlı romanında. Burroughs’un en sevdiği yazar Hammett, Kerouac’in üzerindeki etkisi pek ağır, Yolda‘yı Hammett etkisinden kurtarmak için tekrar yazmak zorunda kaldığından yakınmış Kerouac. Polisiyeleri sanattan saymayan W. H. Auden, Hammett’la Chandler’ın yapıtlarını “polisiye değil, gerçek birer sanat yapıtı” olarak görmüş. Övgünün kallavisi Faulkner’dan, bu romanın “bütün zamanların en iyi polis romanı değil, döneminin tüm Amerikan romanlarıyla aşık atabilecek bir başyapıt” olduğunu söylemiş, Mississippi’den New York’a her geldiğinde Hammett’la takıldıklarını ekleyeyim. Hemingway’le Hammett arasında ilginç bir takışma, ikisi de benzer üslupla yazıyorlar, ikisi de dünya çapında yazar, Hemingway beş yaş daha küçük olmasına rağmen Hammett’tan daha önce yazmaya ve yayımlatmaya başladığı için türün öncüsü olarak biliniyor, belki biraz kıskanıyormuş Hammett. Kayıtlara geçen ender karşılaşmalarından birini anlatayım, matrak: Hammett “sert erkek” pozlarına kuruluyormuş, zaten pek tutmuyormuş Hemingway’i, New York’taki Stork Club’da karşılaştıklarında Hemingway bombalamaya başlıyor, İspanya ve Fransa’daki aydınları niye boşlamış Hammett? İç savaş, Nazi işgali, söyleyecek sözü yok mu? Hammett dünyada başka insanlar da olduğunu söyleyince, muhteşem bir hareket, Hemingway masadan bir kaşık kapıp kolunun eklem yerine yerleştirmiş, pazusunu sıkıp kaşığı eğmiş, Hammett’a, “Sıkıysa sen de yap,” demiş, Hammett, “There is no spoon,” demiş. Yok, öyle numaralarla gitsin de Fitzgerald’ı korkutsunmuş Hemingway, Hammett posta koymuş böyle, mekândan çıktığında gururu yaralıymış oysa. Böyle saçma sapan atışmalar takışmalar oluyor sanat sepet tayfada, inciler dökülüyor, birbirlerini boklarken neyi nasıl alımladıklarını da görüyoruz, bir nevi eleştiridir. Son olarak, yani anlatıyı inceleyeceğim ama dinamiğini sokaladım zaten yazıya, olay örgüsünü anlatıp bitirmek de osuruktan olacağı için yine buralarda gezinirim, Hammett’la Ned Beaumont arasındaki benzerliğe değinilmiş, bakalım. Yaşamının bir döneminde özel hafiye olarak çalışmış Hammett, soruşturmaların nasıl yürütüldüğünü biliyor, bürokrasinin suçu nasıl örttüğünü biliyor, bunların Komünist Parti’ye katılmasında etkisi var tabii. Beaumont’la ilgili bölüm: “Gözdağı, kaba güç, hile, sahtekârlık, şantaj, yaşadığı toplumun ve özellikle yakın çevresinin günlük birer unsurudur, o da büyük bir doğallık ve ustalıkla kullanır bu silahları. Çünkü Hammett’in dünyasında polisler, savcılar, yargıçlar ve politikacılar da bu yöntemleri kullanırlar -hem de hep adalet aşkına değil. Onlar da yozlaşmış, karşılarına alıp tepelemeleri gereken eşkıyanın, kişisel yarar uğruna, birer parçası olmuşlardır. Bu yüzden Beaumont, Hammett’in diğer kahramanları gibi, toplumun yasal güçlerine ancak kendi çizdiği yolda ilerlemesine bir katkıda bulunabileceğine yüzde yüz inandığı zaman başvurur.” (s. 13) Gizemi çözmeye yardımı dokunacaksa gönül rahatlığıyla sopa yer Beaumont, silah kullandığını pek görmeyiz, dayak attığını da görmeyiz, aklını kullanarak politikacıların, gangsterlerin kendilerini yok etmelerini sağlar. Beaumont’un, patronu ve görece arkadaşı Madvig’in senatörün oğlunu öldürdüğüne inanıp inanmadığını anlatının sonuna kadar bilmeyiz, yan hikâyeler tamamlanıncaya kadar açığa çıkmayacaktır bu, en başta verilen sahnenin karanlığında kalacaktır. Nedir, Beaumont gece vakti karanlık bir yerden geçerken birilerinin koşturduğunu, birilerinin yürüyüp civardaki bir binaya girdiğini görür, sonra yerde yatan oğlanı görüp birilerinin bir haltlar yediğini anlar zira senatörün oğludur yerde ölü yatan. Diğer üç dört kişi? İddialar atılacaktır ortaya, Madvig’in âşık olduğu senatörün kızı olaya dahil olur, görgü tanıkları pörtler veya gizlenir veya pörtledikten sonra ifadelerini değiştirir. Politikayla ilgilidir hepsi, yaklaşan seçimlerin ortaya çıkardığı ittifakları cortlatmaya çalışanlar vardır, Beaumont baştan istemez Madvig’in senatörü desteklemesini de kıza kalbini kaptırdığını anlar, cinayetten sonra ağır ağır ilerler soruşturmasında. Madvig’le üslup farklılıkları bariz, tartışıyorlar bir sahnede, patron dalavere çevirenlere bodoslamadan darbe indirmek istiyor da suyun bulanmasını istemeyen Beaumont engelleyemeyeceğini anladığı curcunaya uzaktan bakıyor önce, konuşacaklarıyla konuşuyor, mevzuya kodamanların dahil olduğu noktada son darbeyi indiriyor. Madvig’le aynı kadına âşık olmalarının gereği, eh, sırça anahtarın anlamı o noktada ortaya çıkıyor, Madvig’i elektrikli sandalyeden kurtarmasının karşılığı senatörün kızıyla mutlu yarınlara koşmak için iznini alması değil, gelişen olayların sonucu, önceden planlanmış bir mambo cambodan bahsedemeyiz. İnsan üstü bir zekâsı yoktur Beaumont’un, beklemeyi bilir sadece, bilmeyenlerin birer birer dökülmesinden kendine basamak çıkarır, hikâyeyi çözer, katilin kim olduğunu ortaya çıkarınca sevinmez, dayak yediğinde üzülmez, buzdağının altında kalır duygular.

Ders gibi roman gerçekten, edebiyatın geçtiğimiz yüzyıldaki köşe taşlarından biri.

Liked it? Take a second to support Utku Yıldırım on Patreon!
Become a patron at Patreon!