Şeyleri bir araya getiriyoruz, neyi nasıl yazacağımızın keşfi. Neyleri bir araya getirmeyeceğimizin, neyi dışarıda bırakacağımızın. Yolda da bulunabiliyor, ben bulamıyorum, tamamlanana kadar bekliyorum. O sırada uçup gidiyor, ışıltısı sönüyor. Tamam. Not almak, hayır, ışıltısı sönünce sıradan bir fikir sadece, ne kadar parlak görünürse görünsün. Tabucchi’ye bağlayacağım, süreci ve romanı anlatan on numara yazısına: Doktor Pereira ilk kez 1992’nin Eylül’ünde çıkmış karşısına, hatları daha kesinleşmemiş, buğulu bir şey ama başkahraman olmayı arzuluyor. Önceki ay Lizbon’daymış Tabucchi, yaşlı bir gazetecinin öldüğünü okumuş gazetede, altmışlı yıllarda gazeteci Paris’te siyasi sürgünken kısa süreli bir görüşmeleri olmuş. “Kırklı ve ellili yıllarda, Salazar diktatörlüğü dönemi Portekizi’nde mesleğini icra etmiş bir adamdı. Ve bir Portekiz gazetesinde rejim karşıtı acımasız bir makale yayımlayarak Salazar yönetimine güzel bir oyun oynamayı başarmıştı. Daha sonra, doğal olarak başı polisle ciddi derde girmiş, sürgün yolunu seçmek zorunda kalmıştı. Yetmiş dört olaylarından sonra, Portekiz yeniden demokrasisine kavuşunca, ülkesine dönmüş olduğunu biliyordum ama bir daha hiç karşılaşmamıştık. Yazmayı bırakmış, emekliye ayrılmıştı, nasıl yaşadığını bilmiyorum ama ne yazık ki unutulmuştu.” (s. 182) Hastanenin küçük kilisesinde kimseler yok, ziyaretçi defterinde birkaç imza, o kadar. Sonra ziyaret işte, “Pereira” gelmiş, anlatmış başından geçenleri. “İddia ediyor” kalıbı, jeton çok geç düştü, gerçi metnin notu sonda yer aldığı için normal. Her bölümün başında, anlatının arasında deresinde bu kalıp sürekli kullanılıyor, Pereira’nın yakalandığı zaman verdiği ifadeden kaynaklı olduğunu düşünmüştüm, hani sorgulayan resmî bir ifade alıyor da sorgu sürecini ayrıca anlatıyormuş gibi. Değil, Tabucchi/anlatıcı Pereira’nın (hayaletinin?) anlattıklarını anlatıyor, yorum katmadan, anlatıcı rolüyle el sallamadan. “Not”ta kurmacaya bir iki parça daha ekliyor belki, Pereira’nın duygu yoksunu olduğu söylenemez elbet de anlatısında herhangi bir duygu göstergesi yok, ne korktuğuna ne rahatladığına dair hiçbir şey yok, evini polisler bastığı zaman adamların amirine tokat atması bile olağandışı -kurmacada karakterin olağandışılığı, veya anlatısının, mümkünse böyle bir şey- sakinlikte ilerleyen hikâyeden fırlayıp gitmiyor, diğer yanda en yakın arkadaşı olan Fransiskan rahibe bedenin yeniden dirilişine inanmadığını “çekine çekine itiraf ettiğini” söylüyor Tabucchi’ye/anlatıcıya. İki metin birleşiyor böylece, yıllar sonra kurguya katkı, Pereira’nın o kadar da apolitik, gözü kültür sanat sepetten başka şey görmeyen karakter olmadığını anlıyoruz. Zaten anlıyorduk, yoksa Marta’ya, Monteiro Rossi’ye neden evini açsın Cumhuriyetçi, antifaşist olmalarına rağmen. Siyasetle hiçbir ilişki kurmak istemeyen Pereira’ya kılcallara inen siyaset şoku resmen, diktatörlüğün evlere pencereden, bacadan girmesi. Farkında olmadan değişir, baskıcı ortama maruz kala kala tarafsızlığını yitirir Pereira, birkaç itki: kültür sayfasını yönettiği Lisboa‘daki “Anımsamalar” köşesine yazacaklarına müdahale eder patronu, milliyetçi Portekiz yazarlar varken Fransızlara yer vermek nesi? Balzac’tan, Daudet’den çevirip yayımladığı öyküler iyidir de ikincisinin öyküsünün sonundaki Fransa övgüsü yüzünden kulağı çekilir. Yıl 1938, Guernica kısa süre önce bombalanmış, Nazilerin Avrupa’ya saçacağı dehşet kapıda, Franco’ya karşı direniş git gide zayıflıyor, İtalya’da Mussolini, hani fütürizm kültürel ve politik açıdan rağbet görüyor ama Rus fütüristlere azıcık olsun yer yok, komünizm tehlikesi kol geziyor falan, Portekiz’deyse Salazar demir yumruğunu indirmiş, berbat bir dünyada şiirlere, öykülere eğiliyor Pereira, kıyametin ortasında sadece sanatı düşünmek istiyor. Beceremeyecek, devam, Rossi’nin -sonradan ortaya çıkıyor ki aslında Marta’nın- yazdığı “Ölüm Yazıları”nda García Lorca başta olmak üzere pek çok sanatçıya yer vermeyi reddediyor Pereira, belki de mücadeleye kasten engel olduğu, sanatı sansürlediği tek olay, o kadar da tarafsız kalamadığının göstergesi. Gazeteyi paravan olarak kullanmak belki, iyi taktik, sonuçta alık biri değil Pereira, Rossi’yi stajyer olarak aldığını söylemesi patronuna, yazılarını basmasa da Rossi’ye cebinden para ödemesi, belirsiz direnç. 1580’de ölen, politik gerekçelerle milliyetçiliğin bayrağına dönüştürülen bir şairle Irk Günü’nü aynı gün kutlamak isteyen, resmî olmasa da ülkeler arasındaki ittifaklardan ötürü bazı sanatçılara kesik atan patron cabası. Gündelik olaylar korku iklimini yaratıyor o sıra, örneğin pederin anlattığı Alentejolu muhalif adamın katledilmesi, Yahudi kasabın dükkânının yağmalanması, sıradan örnekler. Pereira çemberin giderek daraldığını görüyor, Marta’yla Rossi’ye arka çıkıyor bu sebeple, rahatlıkla reddebileceği istekleri yerine getirirken neden o gençlerle birlikte iş yaptığını sorguluyor. Yaşamı boyunca veremle boğuşmuş, çok sevdiği eşinin gülümsediği resme bakıp cevapları buluyor, ara sıra konuşuyor da resimle/eşiyle, sahip olamadıkları çocuklarının mücadelesine arka çıkıyor, diye aşırı bir yorum yapayım. Kalp rahatsızlığı yüzünden gittiği Deniz Tedavi Merkezi’nde Doktor Cardoso’nun söyledikleri değişimi tamamlıyor: o dönem Freud zirvede olsa da psikolojiyle ilgili pek çok teori mevcut, “birleşik ruhlar teorisi” bunlardan biri. İnsanın pek çok parçası bir araya gelerek belli bir bütün oluşturuyor yıllar içinde, insanın aldığı kararları üst-ruhu belirliyor, belki Pereira’nın o güne kadar verdiği kararlar, mutlulukları, hüzünleri değişen dünyada bir karşılık bulamıyor da yeni bir üst-ruh dürtüyor tepedekini, onun yerine geçmek istiyor. Sokuşturayım araya, mikro değişim ama önemli, aşırı şekerli limonata içmekten vazgeçiyor Pereira, yaşamını uzatmanın yollarını arıyor. Cardoso durmayacak Portekiz’de, gönüllü sürgünlüğü seçecek, Pereira’nın tepkisinde hikâyenin özetini bulabiliriz: “Yanımdaki stajyer, diye yanıtladı Pereia, yayımlayamadığım makaleleri yazan çocuk. Öyleyse onu arayın, diye karşılık verdi Pereira, genç o, geleceği temsil ediyor. Bir gençle görüşmeye gereksinim duyuyorsunuz, gazetenizde yayımlanamayacak makaleler yazsa bile, bırakın geçmişle uğraşmayı, gelecekle görüşün. Ne güzel bir deyim, dedi Pereira, gelecekle görüşmek, ne güzel bir deyim, asla aklıma gelmezdi. Pereira, şekersiz bir limonata söyledi ve devam etti: Konuşmayı sevdiğim ve gelecekte de seve seve konuşacağım kişiler arasında siz de varsınız Doktor Cardoso ama siz bizi terk ediyorsunuz, beni terk ediyorsunuz, beni bu yalnızlığa terk ediyorsunuz, sizin de anlayacağınız gibi, karımın portresinden başka kimsem yok. Doktor Cardoso, Manuel’in getirdiği kahvesini içti. Beni ziyarete gelirseniz, Saint-Malo’da beraber konuşabiliriz Doktor Pereira, dedi Doktor Cardoso, bu ülkenin size uygun olduğu pek söylenemez, ayrıca fazlasıyla anı dolu, üst ben’inizi lağım çukuruna atmaya çalışın, yeni üstün ben’inize yer açın, belki de günün birinde farklı koşullarda bir araya gelebiliriz, siz de başka bir insan olursunuz.” (s. 138) Kararı evi basıldıktan sonra vermek zorunda kalır Pereira, ne yazık ki Rossi’nin izini bulan polisler evini basarlar, amir durumu anladığını söyler, Pereira azıcık saftiriktir ama vatanını milletini sever, Rossi’nin ülke için ne kadar tehlikeli biri olduğunu anlamamış olabilir, hem eşi öldükten yıllar sonra genç adamların tatlı kıçlarına ilgi duymaya başlamasını kim yadırgayabilir? Pereira işbirliği yapmaz, ağzına dayanan silah karşısında geri adam atmaz ama yapacağı pek bir şey yoktur içeride ölümüne dövülen Rossi’yi kurtarmak için. Son bir numarası vardır sadece, “Not”ta anlatılan mevzu herhalde, gazetenin sayfası için olanları anlattığı bir yazı yazar, dizgiciyi de katakulliye getirip bastırır gazeteyi, bavulunu alıp arazi olur.
Direniş biçimi, diktatörlüğün egemenliği altında hayatta kalma yolları, on numara roman. Tabucchi’den ne okuduysam bir şeyler kaptım.











Cevap yaz