Lynn Crosbie – Dün Gece Nerede Uyudun?

Evelyn domuz, pişt domuz! Arabalardan atılan laf, okulda aynı zorbalık, kilolu olduğu için. Ve ölü sevgilisi posterden onu izlediğinden, poster bir pencere, öbür taraf diye bir şey yokken. Dosdoğru ona geldiğini söylüyor sevgilisi, Evelyn teşekkür ediyor, annesine göreyse o kadar çirkin bir şeye hiçbir zaman bakmadı. Bir geçmişleri var, her neyse, annenin roadie, keş, dip zamanlarından bir yakınlık, tanımsız. Babası değil, sevgilisi posterdeki, annesinin kıskançlığını ne yapmalı. Bölümler hızla değişiyor, Kurt Cobain konuşuyor ikincisinde, çevirmen Şeyda İşler çoğu göndermeyi yakalayıp dipnot basmış ama Cobain’in Evelyn’i izlediği, kendi yaşamına dairse pek bir fikrinin olmadığı zamanda söylediğini kaçırmış: “Uzun, upuzun bir zaman önce yalnız başına öldüğünü düşünüyordum“. Curtis-Anne Deleuze Gray, adında üç müntehir olan müstakbel dördüncü, her gün intihar notları yazarmış, birinin hedefi tutturacağı kesin ama hangisi, zaman gösterecek. Psikolog neden “nalları dikmeye” çalıştığını sorunca biraz huzur ve sükûn bulmak istediğini söylemiş Evelyn, babası yetim, annesinin ailesi öldürülmüş, yapacağı en iyi şey annesinin çantasındaki Vicodin’leri çalmak. Boyle, aile katili, çok fazla acı çekmediklerine dair not bırakmış geride, anne memnun çünkü onun sayesinde özgürleşmiş. “Geceleri âşık olduğum ölü adama, ‘Bana yalan söyleme’ diye fısıldamak için o ormana giderdim.” (s. 25) Yakınlarda o kır evi, Evelyn’le annesi sık sık giderlermiş Cobain’in ruhunu hissedebilmek için, o kadını lanetlemek ikinci uğraşı Evelyn’in. Kurtarabilirdi, sonradan kendi de anlayacak kurtaramayacağını. Bence. Sürüklenişi durdurmak yangını söndürmeye benziyor, kimsenin yanmaktan başka bir şey istememesi ufacık bir sıkıntı. Ödevden bir “F” daha, biraz daha zorbalık derken Page Marlowe’la, civarda müzikle ilgilenen en yakışıklı çocukla yakınlaşıyor Evelyn, daha doğrusu çocuğun çaldığı her konseri izledikten sonra hayran mektubu gönderiyor, buluştuklarında “yağ tulumu”yla birlikte olmak istemeyen Marlowe uzaklaşmaya niyetlenmişken Evelyn hemen cokcoka başlıyor. Göğsü oldukça iri, çizgiye attırılabilir derecede, çocuğun sevgilisi Sophie Birkin bok yiyebilir. Ve içinden forte geçen metinlere ekleyebiliriz bu romanı, onlarca şarkıyla birlikte, tam bir potpuri. Yeraltı, punk, çok az rock, cızırtılı kayıtlar, kaliteli kayıtlar, bölüm başlıkları veya diyalogların içinde, hangi şarkının nereden fırlayacağı bilinmez. Rockstar olacağını söylüyor Evelyn, gülüyorlar, oysa bir iki şarkı çalmayı biliyor, daha fazlasını da öğrenecek, daha da önemlisi ölmeye hazır hale gelecek. Aşırı doz, belliydi, ölümden öncesi veya az sonrası, hastane yatağında cehennemi soluyor Evelyn. Hemşireler gelip gidiyor, komadaki kızın ne söylediğini duyabiliyorlar, bir tür telepat artık, bir tür doğaüstü(n)lük. Yandaki yatakta, inanamıyor önce, o olamaz ama o kadar çok benziyor ki! “Keder” diyor ona, oysa “Merhamet” diyor Evelyn’e, birlikte korkutmaya başlıyorlar hemşireleri. Keder hiçbir şey hatırlamıyor, eroin hazırlarken odanın patladığını duymuş. Tavanı görmek istemezdi, yere şarkı sözleri dökülüyor. “Bir zamanlar köprü altında yaşadığını söyledi. O zamanlar bir balık olduğuna gayet emin olduğunu, çevresinde dolanmayı sevdiği yana yatık kayayı ve solungaçlarından kirli suyun geçtiğini anımsayabildiğini de ekledi.” (s. 40) Cobain’le ilgili bilgi yığmadan devam, şüphesiz ki adamın hayatıyla azıcık ilgilenmiş biri için bile bu metinde ne defineler gömülüdür. Keder, Merhamet, öpüşmüyorlar, Keder durduruyor, daha fazlası için zamanları olacak, önce o hastaneden çıkmaları lazım, fişleri çekilmeden önce. Dünyaya “Bayan Zarafet”, yakışır, nesnelere isimler, kendi bildikleri gibi biçimleyecekler. Kalkabilirlerse. Anlatıya esrar değil, eroin basılmış, gerçeklik aranıyor, olaylar çatlaklardan fışkıran sular gibi hızlı, arayışı bırakmak gerekiyor bir yerden sonra. Kısa paragraflar: Keder’in gençken öldüğünü, tüm şarkılarını bildiğini söyledikten sonra Merhamet, hayatında gördüğü en kederli gözlere sahip olduğunu söyledikten sonra hemen şok geçiriyor, hemen Cobain’in kırık kalbini anlatan şarkılarla beziyor hikâyeyi, Keder, tabii ki Coldplay’e “D-” veriyor, çarçabuk. Serüvene atılmadan önce hayatından bir kesit daha, Keder’e anlattığı, Marlowe’la yaşadıklarından sonra Sophie’yle arkadaşları evinin önüne geliyorlar, Evelyn dışarı çıkıyor, göğsüne çakıyla “ŞILLOZ” yazıp sağlam bir dövüyorlar, annesi kanlar içinde bulduğu kızını arabaya atıp doktora götürecek ama yarı yolda kafasına vurup bekliyor. Doktor ölmüş, öyle sanıyor, nereye gidiyorlar.

Fırtına patladıktan sonra 300 sayfayı taramayacağım, notlar ille yazıya kaynayacak değil. Sevişiyorlar, evleniyorlar, kendi gruplarını kuruyorlar. Bleach adım adım üne, servete doğru koşuyor, grup elemanları, arkadaşlar, Keder bir kez “Celine Black” olduktan sonra ipini koparıyor da asıl sebep Evelyn, Marlowe’la bol kayganlaştırıcılı, turuncu bir balçığın ortasında sikişince o nefret ettiği kadına dönüştüğünü fark ediyor, Black’i üzmemeli. İdi, Black durumu fark edince ilk kopuş, birkaç sabit noktada buluştukları zaman uyuşturucudan akıllarını kaçırıyorlar, diyaloglar paramparça, birlikte yazdıkları şarkılar listelere girse de Evelyn küçümseniyor, Black’i dibe çekenin o olduğuna dair sabit fikir. “Orospu”, “Yoko”, lakaplar. Yaşamlarını toparlayanlar var, yıldızların yardımcıları ne iş yaparsa onu yapıyorlar: ambulans çağırmak, finansal işleri kontrol etmek, ihtiyaç ânında orada bulunmak, yumruk atmak, yumruk yemek, küfretmek, küfür yemek, beslemek, yıkamak, giydirmek, soymak. Genellikle Evelyn ulaşmaya çalışıyor, Black’in grup arkadaşları olsun, asistanı olsun, duvar gibi dikiliyorlar karşısında. Büyük yetenek, Cobain’le benzerliğini reddediyor, MTV’de çıktığı zaman kendi kültünü yaratıyor. Evelyn için işler çok zor, röportaja gelen kadının karşısında aptal gibi davranıyor, gazetelerde aptal olduğuna dair haberler çıkıyor, seveni var ama sosyal medyaya baktığında Black’i övenlerin yanında esamisi okunmaz. Çocuk, hamilelik, onca uyuşturucudan sonra zor ama deniyor Evelyn, bir süre temiz kalıyor, derken Black mi itiyor, başkası mı, çocuğunu düşürüveriyor. Keder, yeni şarkılar, yeni komalar. Marlowe piyasaya çıkıyor bazen, haber gönderiyor, yuvarlana yuvarlana sikişler dönerken nereye kayboluyor Marlowe, dedikodular, o da az ünlü değil artık, dağ başında bir eve mi kapanmış, ormanlara mı gitmiş. Kafası bulunduğunda Evelyn şok geçiriyor, biri bedenini parçalamış, kafası bulunabilmiş sadece. Black’in çok da uzakta olmadığını anlıyoruz, Evelyn’i yalnız bırakmayacak ne yaşanırsa yaşansın. Kadınla aralarında sır, Marlowe o sonu hak etmişti, sırf Evelyn’e kötü davrandığı için. Black de pek iyi değil ama ruhlarının nasıl bağlandığını, birbirlerine verdikleri sözleri biliyoruz, aşk onları bir araya getiriyor ve ayırıyor, şiddetle sevişiyorlar ve dövüşüyorlar, basın onların fırtınalı ilişkisini klişe bulmaya başladığında bile parlıyorlar, çok gösterişli bir klişe. Anne ölüyor, sevgilisi sikini Evelyn’e sürtmüş tanıştıkları zaman, anne neden öyle erkeklerle birlikte oluyor, hiç merak etmiyor Evelyn, o da öyle erkeklerle birlikte oluyor. Tükenince Black’i bulmaya çalışıyor, bazen bulamıyor, yapılabilecek en saçma şeyleri yapıp kariyerini sürdürmeye çalışıyor. Tökezlemelerine rağmen başarılı, hâlâ klipleri çekiliyor ama etrafındaki insanlar çoğaldıkça kontrolü kaybetmeye başlıyor. Katilin katil olduğunu yine anlayamazdı belki, sezse de kurtulamayabilirdi. Kafaya kurşunlar, Black yaralanıyor, Evelyn’in durumu çok ağır, kafasına vidalar takılıyor, kurşunlar beynin bilmem ne bölgesini sıyırıp geçmiş, vidaları yalayan Black kan tadı aldığını söylüyor. Yer değiştirme tamamlandı, Evelyn yaşam mücadelesi veriyor yatakta, Black yaşaması için başında bekliyor. Finalde Evelyn’in mektubu, Cobain’e, aşırı dozdan önce bıraktığı. Ölmeden önce salgılanan hormonlardan birinin etkisiyle düş mü gördü, okura bakar.

İyi roman, meraklısı kaçırmasın.

Liked it? Take a second to support Utku Yıldırım on Patreon!
Become a patron at Patreon!