José Donoso – Edepsiz Gece Kuşu

Büyük roman. Liminal space denen naneyle, eşik mekânlarla korkuya da yanlar, Don Jerónimo de Azcoitía’nın bölüm ekleyip çıkardığı, genişlete genişlete bir hal olduğu Enkarnasyon Manastırı tam bir kabus. Dışarıdan gelecekleri engellemek için kapılarına pencerelerine tahtaların çakıldığı dönem Mudito’nun her şeyi içeri hapsetme isteği kendi değişiminden kaynaklandığı gibi ucube tayfayı korumak için: yetimler, rahibeler, amorf canlılar hatta duvardaki bir rutubet lekesi. Mudito’nun benliğidir, Mudito bir yerde eve, duvarlara dönüştüğünü bilir, gerileme faslı on küsur yıldan sonra yapıyla bir olduğu dönem sonlanır. Mudito, “Mute”, dilini, görüşünü yitirir, evin bilincine dönüşür artık, âşık olduğu kadınla kurduğu çarpık ilişki efendisinin öfkesini üzerine çekmesine sebep olur. Nasıl ilişkilendirmeli, bağlamalı, önce biçimden bahsetmeli: iki çizgi var yine, Mudito’nun Humberto Peñaloza olduğu dönem. Babası öğretmen, dedesi makinist, halktan geliyor Humberto, aristokratların dünyasının bir parçası olması için babası deli gibi iteleyince kendini Don Jerónimo’nun yanında buluyor. Hikâyesi manastırınkine varana dek başından işler de geçecek, kimlik krizlerinin daha geriye gittiğini görebiliriz ama en önemli olay herhalde Don Jerónimo’nun halkla karşı karşıya geldiği bölümdür. Her aristokrat gibi sömürgendir adamımız, seçimlerle senatoya girer, zenginliğine zenginlik katar. Konkistador ataları, sömürü tarihi ayrı bir bölümde anlatılmıştır ki yeri vardır romanın, 640 sayfaya muazzam sığmıştır hikâyeler, belki Romualdo’nun mahalleden kovalandığı bölüm gereğinden uzundur, roman gevelemesidir, olsun, Mudito’nun değişimini ve mahallelinin manastıra bakışını belirgin kıldığından iyidir. Neyse, biçime geçemedik bir türlü, Don Jerónimo arkadaşlarının, bürokratların uyarısını umursamaz, kapıdan çıktığı gibi eylemcilerin arasına karışır. Kafasına her an sopa yiyebilir ama öyle bir cesaret, başta kimse hareket edemez, ses çıkaramaz. Sığındığı kilisenin çatısında vurulur kaçmaya çalışırken, bahçeye düşer, aslında sağ kolu, sekreteri Humberto vurulmuştur, patronunun gözdesidir artık, büyük projesinin idarecisi olacaktır. İdarecilik ve dönüşüm kısmı, kara büyü, mambo jambo, cerrahi müdahale, şimdi romanın büyük olduğunu söyledim de Donoso’nun neyi neye nasıl bağladığını düşününce, yani öyle bir yapıdır ki zaten plansız yazıyorum, hepten salıp darmadağın bir hayranlık gevezeliğine başlayasım geliyor, da, dur, imbunçe ve neşter arasında şu kadarcık mesafe yok. Şili inancıdır, baş geriye dönük, tek bacak üzerinde hareket eden, deforme, demorfe, Mudito’nun hikâye boyunca birkaç kez andığı mitolojik varlık, bir süre sonra kendisinin dönüşeceği, romanın sonunda kadınlar bezlere, çuvallara, ıvır zıvıra tıkarlar, ağzını yüzünü dikerler de dönüştürürler Mudito’yu, yıllar boyunca hiçe dönüşük durduğundan patronuna yakalanmayan adamın bir nevi kurtuluşu. Nedir, Humberto gelecek vadeden bir şair, en azından edebiyat camiasına girmiş, duman altı mekânlarda berbat şaraplar içerek sanatçılarla takılıyor, derken patronuyla tanışınca şiir kitabının basılması olasılığı doğuyor. Yüz kopyayı kendi alıyor Don Jerónimo, manastırın yakınlarındaki malikânesinin salonuna koyuyor. Utanç, kimliği silmek için şiirlerin de silinmesi gerekiyor. Muhteşem bir geçişkenlik: manastırın tekinsiz dünyasından bir anda sokağa çıkıyoruz, Mudito’yu takip ederken polislerle karşılaştık, duvarların arasında saf bilince doğru ilerleyen, cismini giderek yitiren karakter kanlı canlı ortada, sokağın ortasında duruyor, sorgulanıyor, evden bir şey yürütmediği anlaşılınca bırakılıyor. Aynı durum Romualdo’yla da yaşanıyor, bu bıçkının giydiği kostüm, taktığı şapka, Dev’in şapkası -başlığı demeli belki- Iris’le sevişmece sırasında yine bir kimlik bulandırıcı vazifesi görüyor, Mudito’nun efsane penisinin harekete geçtiği her seferde entropi biraz daha görünür hale geliyor. Şeylerin hareketleri ve kararsızlığı: manastırı elde tutmak Don Jerónimo’nun ailesi için prestij meselesi, ayrıca Boy’u da mekânda alternatif bir gerçeklikle büyütmek için, ne denir, deney alanı, yaşam alanı, hayatın ta kendisi. Değişkeni çok denklem, aristokrat aileden aristokrat bebek doğmalı fakat eciş bücüş, son derece “halktan” bir bebek, bir ucube çıkınca ortaya, annesi Inés’in zamanla varacağı yere o doğar doğmaz girer. Humberto’nun sekreterlik görevinin yerini manastır başkanlığı alıyor, iki vazife: Don Jerónimo’nun oğlu için kurduğu “normal” dünyada yer alacak “insanat bahçesi”nin müstesna insanlarını arayıp bulmaca, gelenleri değerlendirmece, kabul edilenleri manastıra yerleştirmece bir, kendisine tahsis edilen kulede Boy’un yaşamının kaydını tutmak, kurmacayla gerçeği dengelemek iki. Beceremez Humberto, vasat şiirleri yazan adam çoktan silinmiştir ortadan, benliği uzun süredir akışkan bir haldedir. Nitekim Inés’le birlikte olma çabası yaşlı dadı Peta Ponce tarafından manipüle edilince -romanın en karmaşık kısımlarını bence bu uzun bölüm içerir, hem biçime de dönmüş olalım, anlatıcı Humberto/Mudito zaman zaman ikinci tekil şahsa dönüp Inés’in yaşamını, karakterini biçimler, çoğun iki kadın arasındaki değişimin olağanüstülüğünü, değişimi fark ettiği zamanki hayretini tıkalar metne, sıralı cümlelerin sonu gelmek bilmez, anlatı bir tür sayıklamaya dönüşür, ardından tarihçeye, metnin kendisi de akışkanlaşır, atmosferin karanlığı siner hikâyeye. Tam karşılığı bulamam da misal bakayım. “Onu öpmeye çalıştım, ama ağzını benden kaçırdı, Benita Ana, anlıyor musunuz, dudaklarımı sanki iğrenç şeylermiş gibi yüzünden uzakta tuttu. Her şeye rağmen ben Jerónimo değildim. Sadece muazzam cinsel organım Jerónimo’ydu. Onu tanıdı. İşte bu yüzden elbisesini çıkarmama izin verdi, bacaklarını açtı ve bana cinsel organını sundu, ama Jerónimo olan cinsel organım hariç hiçbir tarafım ona dokunmasın, ellerim onun güzelliğinin zevkini çıkarmasın, ona hizmet eden hizmetkâr nostaljisi devam etsin diye yüzümü ve bedenimi kendine yaklaştırmıyordu, ama Jerónimo, Jerónimo diye tekrarlamaya devam ediyordu ve Jerónimo onun içine girdi, Benita Ana, tabii ki Humberto’yu dışarıda bırakarak ve Humberto o andan itibaren dilsiz kaldı, çünkü ondan beni tanımasını talep eden sesimi duymak istemedi. Zorla onu, Peta, hiç olmazsa eline dokunmama izin versin, senin onu zorlayacak gücün var. Ama bunu yapmama izin vermedi, çünkü elleri cinsel organım hariç her tarafımı kendinden uzaklaştırmakla meşguldü. Ben, yani Humberto Peñaloza adındaki bu kabuk, onun hiçbir işine yaramıyordum. İşte bu yüzden onu kirler, moruklar, döküntüler, rezil ve pislik şeylerle dolu bu evde saklamaya geldim.” (s. 254) Evin sakinlerindendir Benita Ana, Humberto/Mudito’nun muhatabı, ortada olmadığı zaman dahi, vasat şairin nasıl parça parça döküldüğünü, değiştiğini görmüştür, Don Jerónimo’nun Avrupa’dan getirdiği doktorun organlarla yaptığı şovun, Humberto/Mudito’nun bedeninin %80’ini kesip biçtiğinin, öyle veya böyle değişen vücutların, bilinçlerin devinimlerinin hikâyelerini dinlemiştir. Inés’in Roma’ya gidip kutsiyet araması, Vatikan tarafından geri çevrilmesi hikâyenin önemli bir kısmını oluşturur, Don Jerónimo ailesini güçlendirmek için aradığı ayrıcalığı oradan elde edemediği gibi Inés’in aslında neden aylarca oralarda kaldığını da çok sonra öğrenir, eşi onunla birlikte -her anlamda- olmak istemediği için doktorların yanında bulunur bazı işlemler için, sonuçta Peta’yla metafizik bir bağ kurar da beden sörfü yapar. Beden sörfü yapmayan başat karakter yoktur bu romanda, şimdi dönüp baktım, bu yazı romanın ne kadarını kapsadı, en fazla beden sörfünün anılması kadarını. Büyük roman. Çok büyük roman. Manastır kapatılmadan cehennemin dibinden, karmakarışık odalardan çıkarılan kutsal ıvır zıvır vardır, sırf onların bir araya getirilip göksel varlıkların, cisimlerin tenekeden temsillerinin oluşturulduğu bölüm bile, o neydi öyle. Büyük roman.

Liked it? Take a second to support Utku Yıldırım on Patreon!
Become a patron at Patreon!