Whitman’dan epigraf: acı çeken, orada olan adam. O. Fransa’nın güneyinde bir yer, anlatıcı David’in elinde kadeh, kolunun altında şarap şişesi. Pencere camındaki görüntüsü: sarı saçları parıldıyor. “Atalarım bir kıtayı zaptetmiş, ölüm pahasına ovaları aşmış, ta ki Avrupa’dan uzakta çok daha karanlık bir geçmişe bakan bir okyanusa ulaşana dek.” (s. 13) Karakter hızlıca inşa ediliyor, devam, sabaha Paris’e yolculuk, kompartımandaki kız neden flört etmediğini merak edecek David’in, yaşam akıp giderken küçük heyecanlara neden yer vermiyor adam? Geriye dönüşlerden anlayacağız, facia çoktan yaşanmış, en kötüsünü görmüş David, hiçbir şeye gücü yok. Nişanlısı Hella’yla kiralamışlar evi, David evlenme teklif etmiş çünkü bir şeylere bağlanma ihtiyacı duyuyormuş da kahkaha atmış Hella, henüz evlenmeyecek, önce İspanya’ya gidip yalnız başına vakit geçirmesi gerekiyor. Giovanni’yle o ara tanışıyor anlatıcı, darmadağın odasına ilk kez o sıra giriyor. Yüzleşememesinin sebebini ailesinde, toplumda buluyor, kendine toz kondurduğunu görmüyoruz. Hella gemiye binmiş çoktan, ABD’ye dönüyor, Giovanni giyotinle idam edilmeyi bekliyor, David’se sarhoş olup yaşamından kurtulmak istiyor. Seansta olsa haykıran Portnoy’a benzerdi, iki yaşamı teke sıkıştırmak mümkün değil, patlar. Gömmeyi tercih ediyor, bu yüzden ne Hella’ya ne Gio’ya karşı dürüst olmuş, yakalanacak. Söylediği yalanlardan ilki Joey’ye dair, çocukluk arkadaşına: tatlı bir çocuk, esmer, tez canlı. Joey’nin Coney Island’daki evine o yaz sıklıkla gidiyor David, kendi Brooklyn’de. Gösterge. Annesi ölmüş, babası ve halasıyla birlikte yaşıyor, halasının flörtözlüğünden ve babasının yenilmişliğinden etkileniyor David, omuzlarına yüklenen sorumluluğun farkında. Baba onu “kankası” olarak görüyor, oysa onun bir babaya ihtiyacı var. İki yönlü kapan: kendi bir tür baba figürü, bulabilirse kendisi için bir tür baba figürü. Alttaysa ateşler yanıyor, sönecek gibi değil: “Aslında bu bedenin gizemini sonuna dek çözümlemek, bu gücü hissetmek ve bana sunulanları yaşamak istiyordum. Sırtımdaki terlerin soğuduğunu hissediyordum. Utanıyordum. Yatak tatlı dağınıklığıyla yaşanılan utancın tanığıydı. Joey’nin annesi bu çarşafları gördüğünde ne diyecekti. Sonra yeryüzünde benden başka kimsesi olmayan babamı düşündüm.” (s. 18) Suçluluk başarıyla edinilmiştir, David için sonrası ıstırap. Temsil. Kötü davranıyor Joey’ye, arkadaşlıkları bitiyor, bir süre sonra da taşınıyor oradan Joey. Dizge belli artık David için, Gio’yla farklı şeyler yaşamayacak. “Günahkâr beden”, böyle tanımlıyor varlığını David. Kendi irade güçlerine, karar alma ve uygulama yeteneklerine güvenen biriymiş, en azından öyleymiş bir zamanlar, Joey ve Gio’yla ilişkilerini bu benlik algısının sahiciliğini sorgulamak için kullanamadığı söylenebilir. Dürüstlüğü sırf başkalarına karşı değil, kendine karşı da çarpık. Askerdeyken homoseksüel bir oğlanla başının belaya girmesi dahil, yaşadıklarından çıkardıkları kısıtlı. Alkol, sürekli hareket, gençliğini mahvetmek üzereyken “kendini bulmak” için Fransa’ya giden gemilerden birine atlıyor David, “peşinde olduğu Ben’in aslında kaçmak için onca çaba harcadığı Ben olduğunu anlasa” evde kalır, oralara gelmezmiş.
Paris’teki ikinci yılında David beş parasızken karşılaşıyor Gio’yla, dönüm noktası. Yaşlı, zengin dostu Jacques’tan yardım aldığına dair emare yok, gerçi bu adam aptal ve alçak ama insanlığın ortalamasını alınca katlanılabilir biri, Gio’ya kimsenin yardım etmediğini söylediğinde bile. Gio afyon için paraya ihtiyaç duymuş da öldürmüş Guillaume’u, başka ne olabilir, neden dostlarından yardım istemediyse. İtalya’daki köyünde kalsa, zeytin ağaçlarına bakıp bir sürü çocuk yapsa mutlu olabilirmiş belki Gio, David neden Paris’e geldiğini düşünmeden hayat biçiyor etrafındakilere, benmerkezcilik. Herkesin kendine özgü bir cennet bahçesi olduğundan bahsediyor David, onu anımsamak ve unutmak iki farklı güç gerekiyor, gerçek kahramanlar ikisini birden başarabiliyorlar. Gio gibiler. Yaşamlarını dilediklerince sürdürenler. David’deki eksiği görür mesela Gio, sevgilisinin bazı hareketlerinin, bencilliklerinin diyelim, tam bir Amerikalıya uygun olduğundan bahsettiğinde kırılıyor, öfkeleniyor David, hiçbir şey göründüğü kadar kolay değil çünkü. Jacques’ın da “kusursuz erkekliği tehlikeye atmak”tan dem vurduğunu görürüz, ilk karşılaşmada Gio’nun yanına gitmeyen David’i eleştiriyor. Yalanı ömre yayanlar için zor iş ama konuşacaklar, konuşmak zorundalar, bakışları kilit. Ve anlaşmazlıkları derin, Gio ayrımın o kadar da derinleşmediğini iddia ediyor sohbet sırasında, okyanusu aşalı çok olmadı çünkü. David’in cevabı: “‘Biz orada sizden çok farklı yaşadık. Bizler sizlerin burada hiç yaşamadığını olaylarla karşılaştık. Bu yaşadıklarımızın bizi farklılaştırdığını, bambaşka insanlar yaptığını sanırım anlayabilirsiniz.’” (s. 40) Küstahlık var az, ayrıca çizginin dışına çıkarmaca, bu yolla tehlikesiz bir alan yaratmaya çalışıyor David ama Gio zeki bir adam, David’in başka bir gezegende yaşadığını düşündüğünü söyleyerek sıkı bir çözümleme getiriyor Amerikalı olmaya dair. Bu konuda David’in söylediklerini samimi bulmayacak artık Gio, konuyu değiştirecek, tehlikenin farkına vardı çoktan. Başlayacak yine de, David’in fark ettiğini çoktan görmüştür o, etraftakilerin kıskanç bakışları fark edilmeyecek gibi değil, herkes aralarındaki çekimi görebiliyor neredeyse. David’in kabaca reddettiği o adamın lanet okumasına gerek var mıydı hikâyede, emin değilim ama kehanet sosu da katılıyor öylece, başa gelecek var.
“Konuşmayı Hella’ya getirmeye cesaretim yoktu. Kendi kendime bile onun İspanya’ya gitmiş olmasından dolayı üzüntü duyduğumu söyleyemiyordum. Hatta mutluydum. Çok mutluydum, inanılmayacak derecede mutluydum. İçimde bir fırtına gibi patlayan heyecana karşı bir şey yapmak istemiyordum.” (s. 48) Hella’nın dönmemesini, orada birini bulup hayatına devam etmesini bile isteyecektir David, Gio’yla birlikte olmaya başladıktan sonra. Yavaş gidelim, barmen Gio’nun işi bittiğinde yanlarına Jacques’ı da alarak gece yaşamına dalarlar, David’i “okuyanın” sadece Gio olmadığını da görürüz. Oğlanın başına geleceklerden ötürü üzgün olduğunu söyler Jacques, kendi de acımasızca muamele gördüğünü düşünür, David ona karşı dürüst olmamıştır çünkü. Kabalığı cabası, Jacques’ın hayatında aşağılanacak çok şey olduğunu söyler bir ara, Jacques’ın cevabı: “‘İnsan aşağılamak istedi mi o kadar çok şey bulunur ki saymakla bitmez. Ancak asıl aşağılanması gereken, asıl adilik başkalarının ıstırabını küçümsemektir.’” (s. 59) Tam on ikiden, üstelik Jacques’ın eşcinsel olmasına dair saçma sapan eleştiriler yapan David’in kalbine saplı. “Kendi pislik vücudunun içinde kapana kısılı olmak” iki anlama geliyor, David’e göre baskı, Gio’ya göre acı zira aşktan korkmuyor Gio, her ayrılık bir parçasını alıp götürse de sevmeyi iyi bildiğinden yaralanmayı da iyi biliyor. Şimdi her şey çoktan yaşanmış olmasaydı karakterin bilinç düzeyinden ötürü kendine körlüğünün tutarsızlığından bahsedebilirdim ama geçmişi çözümlemenin, anlatmanın bir amacı da çok geç kalmanın kaybettirdiklerini gösterebilmek, mesela David’in aşırıya kaçan yorumuna bakalım: “Artık anlıyordum; bütün bu yaşadıklarım her ne kadar inanılmaz olsa da yalnızca kendimi rahatlatmak için olsa bile, kendimi kandırabildiğim kadar inanılmaz değildi. İçimden gelen bir ses bu oğlana böyle iğrenç bir şekilde takılmamı kınıyor, sürekli olarak ‘Ayıp!’ ‘Ayıp!’ diye sesleniyordu. Ama aslında bütün bu olup bitenler kadar da tuhaf, inanılmaz değildi. İnanılmaz olan, yalnızca bunun her zaman, her yerde sürüp giden insanlık çıkmazının küçük bir parçası olmasıydı.” (66) Hella’nın dönüşü, evlilik, sonra Gio’nun ortaya çıkıp David’in zincirlerini kırmaya çalışması, karakterlerin alayının derin bir kedere boğulması sonra.
Karakterin dönüşememe sancıları zorluyor bazı, muhteşem bir başarısızlık. Roman iyi, denk gelen okusun diyeceğim. İlk kez okudum Baldwin’i, diğer kitaplarını da okuyayım.
Ek: Springsteen’i görünce aklıma Ahmet Tulgar geldi. Son zamanlarda öyle denemeler okudum ki Tulgar’ın metinlerini özledim.











Cevap yaz