Memet Fuat – Konuşmalar

İsmail Abi’nin dükkânında buldum bunu, Fuat’ın YKY’den çıkan iki kitabıyla birlikte aldım. Memet Fuat insan içine pek karışmadığı için -belki- hakkıyla bilinmiyor, anlatılmıyor, bilinmesini isterdim. Yeni Dergi‘yi çıkardığı sıralarda ideolojik kliklere katkı sağlamadığı için dışlanmış, hazırladığı antolojiyle yapmak istediğini anlamayanlar tarafından iyice dışlanmış, hatta bu yüzden bir dönem yakın arkadaşı olan Fazıl Hüsnü Dağlarca’yla mahkemelik olmuş, has bir edebiyat adamı Fuat. Gölgede Kalan Yıllar‘da çocukluğundan annesi Piraye’nin ölümüne kadarki süreci pek güzel anlatır, Erenköy’den Altunizade’ye, Piraye’den Nâzım Hikmet’e ne varsa olanca dürüstlüğüyle aktarır. 700 küsur sayfalık metni yazarken sağlık problemleri yüzünden ölümden döner, bir aycık daha yaşayıp metnini tamamlamak ister, neyse ki iyileşir ve başka metinler de yazar, elli yıllık yazılarını derleyip toplar, külliyatını ortaya çıkarır. Çok ince bir insan Fuat, kalem kavgalarına giriştiği insanlardan bir tek Asım Bezirci’yi silse de önemli bir görev için barışırlar. Olay şu, Bezirci yıllar boyunca Nâzım’ın metinlerini toparlamaya çalışır, edebi kazılara girişir, bulduğu metinleri basar ama dizgi hatalarıyla, eksiklerle dolu olarak. Fuat bu durumu eleştiren birkaç yazı kaleme alır, Bezirci alınır, münakaşaya girişirler ve ipler kopar. Çok sonra Nâzım Hikmet’in şiirlerini kusursuz olarak basmak için bir araya gelince bütün anlaşmazlıklar, kavgalar rafa kaldırılır. Burada önemli bir nokta var, Nâzım Hikmet’in şiirlerini eksiksiz bir şekilde okumamızı Piraye’ye borçluyuz. Hikmet’in bütün şiirlerini saklar, kimseye göstermezmiş Piraye, hatta bir ara Aziz Nesin şiirleri ısrarla istemiş de vermemiş. Hikmet’in dediğine göre polisler yüzünden onlarca sayfa kaybolmuş, kalanlar Piraye’nin muhafaza ettikleriymiş. Bir de Hikmet para kazanma kaygısıyla üzerinde çalışması gereken şiirleri hemen baskıya gönderebiliyormuş, sonradan tamamladığı şiirler eksik halleriyle basılıyormuş mesela. Birkaç şiirinde aynı dizeleri kullanması da bundan, şiirleri bir an önce bitirmek için doldurmaca yaparmış. Neyse, haliyle son versiyonlar Piraye’de, yani Fuat’ta. Hikmet’in vasiyeti gereği eserlerinin telif hakkı da öz oğlu Memet Hikmet’teyken mevzular hallediliyor, yeni baskılar yapılıyor. Adam’dan ve sonrasında YKY’den çıkanlar bu eksiksiz halleri. Hikmet’in metinleri, Fuat’ın anıları ve Nâzım Hikmet’le ilgili metni basıldıktan sonra yapılan birkaç röportajda bu olayları uzun uzun anlatıyor Fuat, meraklısı kaçırmasın. Hikmet’in Piraye’yle, Vera’yla ve Münevver’le ilişkisini de anlatıyor ama Piraye’den sonrasını pek bilmediği için dedikodu yapmıyor. İnceliklerden devam, tartıştığı sanatçıları silmiyor, olayı kişiselleştirmiyor, eleştirilerini sadece görüşler ve metinler üzerinden kuruyor, bir yazıda yerdiği birini başka bir yazıda, başka bir konuda övüyor. Yani aslında olması gereken buyken günümüz insanının değişikliğinden ötürü pek görülmeyen bir şey. Dün Twitter’da ilginç hareketler oldu mesela, bir yazarın bir öyküsü eleştirildi ama eleştirilerin nesnel bir şekilde temellendirilmemesi bir yana, yazarın ne üç kuruşluk adamlığı kaldı, ne bu eleştiren tayfanın çıngarına katılmayan insanların korkaklığı, yayınevlerine yanlaması kaldı. Başka bir yazar curcunaya dahil oldu, sonra yan çizdi falan, elime patlamış mısırımı alıp “Thriller”daki Michael Jackson gibi izledim olayları. Fuat’ın eleştiriyle ilgili bir röportajını okuyordum o sırada, eleştirinin nasıl olacağını ve olmayacağını aynı anda görmüş oldum. Neyse, çok dağıldı, bu kitapta Fuat’ın elli yıla yayılan röportajları, konuşmaları, soruşturmalara verdiği cevapları var. Varlık‘tan, Cumhuriyet‘ten, pek çok kaynaktan derlenmiş konuşmalara baktığımızda muazzam bir tutarlılık görüyoruz Fuat’ta, Nâzım Hikmet’ten aldığını söylediği edebi zevkini öznellik-nesnellik dengesine oturtarak gelişirmiş, eleştirilerini de bu minvalde kaleme almış, objektif bir adam. Eleştirinin kişilikle bir ilgisi varsa Fuat kaya gibi, takdir edilesi bir kişiliğe sahip. Bu yüzden yaranamamış kimseye zaten, YAZKO dahil yürüttüğü edebi işleri haksız eleştirilere maruz kalmış. Sanatçı tayfasıyla yakın ilişkileri var tabii, Fethi Naci’den Oktay Akbal’a pek çok arkadaşı var ama konuşmalarında pek az geçiyor arkadaşlıkları, zaten işten çıkar çıkmaz Altınyurt’taki antrenörlüğüne başlarmış. Bu da ayrı bir hikâye, Altunizade’nin gençlerini iyi bir sporcu ve iyi bir insan olmaları için yetiştirmiş Fuat, futbol takımı İstanbul’un en büyük takımlarını yenmiş, sonra milli takım voleybol antrenörlüğüne başlamış, böyle de çok yönlü bir insan. İngiltere’den getirttiği kaynaklardan öğrendiklerini uygularmış, Japon tarzı voleybolu ülkemize ilk o getirmiş falan, spor dünyasında da çok önemli biri.

Birkaç ilginç noktaya değinip bitireyim, 400 küsur sayfalık röportajların konuları genellikle Fuat’ın kitaplarından oluştuğu için ilgili okurun ellerinden öper. Şiir antolojisinde belirlediği bir yöntem var Fuat’ın, bu yüzden 1970’lere kadar getirdiği kıstası uzunca bir süre genişletmiyor, bu durumdan ötürü eleştiriliyor ve iyi cevaplarla eleştirilere yanıt veriyor. Bunun yanında dediğim dedik biri değil, sonraki baskılarda 1970’lerin şairlerine de yer veriyor. Maksadı genç şairlerin kimliklerini bulmaları, bulduklarına inandıklarına yer veriyor antolojide. Ayrıca kırk yıllık bir zaman diliminde şiirimizin müthiş bir zenginlik yaşadığını, yeni neslin bu bu zenginlikten sonra nasıl biçimleneceğinin henüz belli olmadığını söylüyor ilk röportajlarında, yıllar sonra yapılan röportajlardaysa iyi bir takipçi olduğunu gösteriyor, genç şairler hakkında da yorumlarını esirgemiyor. Birçoğunun elinden kendisi tutuyor zaten, küçük İskender’in ilk kitabını basan kişi Fuat. İyi şiirin peşinde olduğunu söylüyor, politik görüşüne göre şair ayrımı yapmıyor, bu yüzden de dergisinin burjuvazinin son kalelerinden biri olduğu söyleniyor. Fuat’ın sözlerinde kırgınlık var, suçlamalar yüzünden dergiyi kapattığını anlatıyor. YAZKO‘nun başına geçtiğinde Asım Bezirci üyeleri dolduruşa getirerek Fuat’ı göndermek istemiş mesela. Turgay Fişekçi gelmiş sonraları, Fuat’ı yanlış tanıdıklarını söylemiş falan, bir dünya olay var orada. Sanatçı tayfasıyla bilfiil uğraşmışlığı da var, İlhan Berk’in metinlerini Adam’dan çıkardığı sırada YKY devreye girmiş, ortada Adam’la yapılmış bir sözleşme olmasına rağmen Berk’in metinlerini basmaya başlamış. Enis Batur’a azıcık serzenişte bulunuyor Fuat, böyle bir şeyin nasıl olduğunu anlamıyor. Çok titiz bir adam bir de, adı “İki Punto Memet Fuat”a çıkmış, dizgi dahil basım işlerinin her yerinde olduğu ve istediği özenin gösterilmesini sağladığı için. Edebiyat dünyamıza kazandırdığı isimlerin haddi hesabı yok, Akşit Göktürk’ten Mehmet H. Doğan’a, Celâl Üster’den Murat Belge’ye pek çok ismin çevirilerini ilk değerlendiren, yazılarını ilk yayımlayan Fuat, on numara olay. Kendisinin öykücülüğü de var, iki kitap çıkarmış ve öykülerini önemli isimler övmüş. Gerisi gelmemiş ne yazık ki, Fuat’a göre iyi bir yazıyla iyi bir öykü aynı doygunluğu verdiği için, biraz da Hüsamettin Bozok’un ısrarıyla eleştiriye, denemeye kaymış ve öyküyü ardında bırakmış. Fethi Naci’nin bir iki dürtmesi de işe yaramamış. Eleştirileri birilerini kızdırmış tabii, Attilâ İlhan olsun, Ferit Edgü olsun Fuat’ı eleştirmişler, özellikle İlhan’la aralarında İkinci Yeni kaynaklı bir tartışma dönmüş. Eleştirileri yüzünden yayınevlerini kendine küstürmüş Fuat, bir yerde protokol listelerinden çıkarılmasını esprili bir şekilde anlatıyor, ince ince de yakınıyor bu durumdan. Fethi Naci için söyledikleri kısmen kendisi için de geçerli. “Fethi Naci küskün. Sözünü sakınmadan yazan bir eleştirmenden kimse hoşlanmaz. Başkalarına vurduğunda iyi de, kendilerine dokunacak oldu mu veryansın ederler. Fethi Naci doğruluğuna inandığı sözleri hiç sakınmadan söylüyor, sırasında bayağı ağır şeyler de yazıyor, ama bu tür eleştirmenlerin kimseyi umursamaz, katı kişiliklerinden uzak, son derece duygulu bir insan. Aldığı tepkilere dayanamayıp küsüyor.” (s. 184)

Edebiyatla geçmiş bir ömürden kalanlar bunlar. Piraye, Nâzım, dergiler, kitaplar, şairler, yazarlar, edebiyat ortamları, Garip, İkinci Yeni. Çok değerli tanıklıklar var, Fuat’ın konuşmaları yakın tarihin edebi durumunu merak edenler için süper kaynak.