The Stepford Wives adıyla sinema uyarlaması da var, afişe bakınca bütün sürpriz berbat oluyor, teşekkürler. Polanski’nin çektiği Rosemary’s Baby‘den sonra ikinci bir vaka, gerçi roman çok daha vaka. Epigrafta de Beauvoir var, savaşın yeni bir biçim aldığını, kadının erkeği hapsetmek yerine dört duvar arasından çıkmaya çalıştığını söylüyor, erkekler istemeye istemeye kaldırıyormuş kadının önündeki engelleri, zorla. Görünen o ki engelin arkasında çok daha büyük bir engel inşa etmeden el vermiyor erkek, çukuru daha derin kazıyor, tuzaktan kaçmak zor. Levin’in kurduğu bambaşka, en az yedi yıldır varlığını sürdürdüğünü biliyoruz, katakullinin ortaya çıkması için yeterli bir süre ama toplu kumpas söz konusuysa oluyor öyle şeyler, okur için görmezden gelmek kolay, hele mevzu kasaba çapındaysa. Da, teknolojinin kudretini, başarabildiklerini bilmiyoruz, şablon olarak verilen bilgiyi kabul edersek sorun kalmıyor da misal Ike Mazzard’ın kasabadaki her kadının resmini çizmesindense muhteşem çözünürlükteki fotoğraflarını çekmesi çok daha mantıklı olabilir erkeklerin yediği halta baktığımızda. Kadınlara okutulan kelime listeleri tamam, sesin kopyalanması için lazım, görsellik kısmında çok daha iyisi kotarılabilirdi ama. O da öyle olmuş, hikâyeye gelelim de piyasaya çıksın kasabanın numarası. Aile atipik o dönem için, Joanna şehirde feminizm örgütleriyle birlikte çalışan, ev işlerini eşi Walter’la paylaşan bir kadın, çocukları Kim’le Pete öyle sıradan çocuklar, bir olayları yok. Ev işi üzerinden biçimlenen bir uğraş var, kadınlar Stepford’da ev işi yapmaktan başka hiçbir şey yapmıyorlar, Joanna şaşkın. Etrafta dolanıyor, komşularını tanımaya çalışıyor, herkes birbirinin aynı. Göğüs güzel, kalça iri, çocuk büyütmek süper, evi tertemiz yapmak dünyanın en önemli işi, hayat bu kadar. Tradwife aslında, şimdideki karşılığı bu. Joanna için öyle bir yaşam tarzı söz konusu olamaz, çektiği fotoğraflardan para kazandığı gibi çocuklarının kendi kendilerine yetmesi için onları serbest de bırakıyor, Walter eve gelmeden yemek yapmaya, ortalığı toparlamaya da başlamıyor, olabildiğince eşitlik. Walter başta Erkekler Kulübü’ne şöyle bir göz atmaktan öte gitmeyeceğini söylese de zamanla her gece uğramaya başlıyor oraya, sözde kaleyi içten fethetmeye çalışıyor ama durum değişiyor bir iki ay içinde. Belki sistemi bozacak erkekleri de cortlatıp replikalarını kendi saflarına katıyorlardır, kim bilir, Joanna son sekslerinin o kadar başarılı olmadığını bu yüzden mi düşünüyor acaba, robotların seks hayatları nasıldır? İlk fiyasko Walter’ın yatakta mastürbasyon yapması, yanında eşi uyurken ne cüret, Joanna uyandığında bir daha öyle bir şey yapmamasını söylüyor, sevişmek istiyorsa uyandırması yeterli. Cinsellik üzerinden mesajımızı aldık, Joanna asla kasabadaki kadınlar gibi olmayacağını da söylüyor, mücadele etmeye gücü var, hele Bobbie Markowe’la tanıştıktan sonra. Şen bir kadın Bobbie, Joanna gibi feminist, birlikte kadınları toplayabileceklerini düşünüyorlar. Erkekler kulübü varsa kadınların niye olmasın, hemen yüz yüze veya telefonla görüşüyorlar ama iki kişi hariç kimsenin gelesi yok, bu iki kişiden biri seksen beş yaşında dul bir kadın, diğeri de evde temizlikçisi olan zengin bir kadın. Onun evine gidip tenis menis oynuyorlar, kadının burçlara düşkünlüğü yüzünden kafayı yiyecek gibi oluyor Joanna, mantıklı bir insanın uğraşacağı şeyler değil çünkü. Zurnanın zort dediği yere geliyoruz yavaş yavaş: zengin kadın oraya geleli iki ay olmuş, Bobbie geleli bir, Joanna daha yeni. Değişim için gereken süreyi tam olarak bilmiyoruz, Joanna erkeklerin ne haltlar çevirdiğini de bilmiyor ama zengin kadın da diğerlerine benzemeye başlayınca çok zamanının kalmadığını anlıyor, Bobbie’ye özellikle dikkat etmek zorunda. Kimyasal kokusu ne mesela, Erkekler Kulübü’nün binasının önünden geçerken acayip bir koku alıyor, binanın fotoğrafını tam çekecekken polisin teki musallat olunca camların pencerelerin kapatıldığını fark etmiyor. Gizliden gizliye bir işler dönüyor, hayırlısı, adamların çoğu civardaki bilimsel kuruluşlarda, teknoloji ve kimya şirketlerinde çalışıyorlar, buradan da bir işkillendik. Joanna’nın tuzağa düşüp düşmeyeceğine bakacağız artık.
Bozulma birkaç cephede, adım adım. Walter’ın davranışları değişiyor yavaş yavaş, ziyaretine gelecek erkeklere hizmet etmek için eşini kandırması kolay, Joanna için de kabul edilebilir eğer kendi de konuşacaksa erkeklerin meseleleri hakkında, onun dışında seks hayatları kötüye gidiyor, Walter zamanının çoğunu Erkekler Kulübü’nde geçirince -sembolik bir grup değil bu, toplanıyorlar, işleri güçleri hakkında konuşuyorlar, yoksullar için bilmem ne etkinlikleri planlıyorlar, ciddi çalışıyorlar yani- ev işleri kalıyor, ortalığı bok götürmeye başlıyor biraz. Dönüştürülen kadınların söyledikleri hep aynı, temizliği biraz savsakladıklarını, üstlerine başlarına bakmadıklarını söylüyorlar, yeni hallerini göstermekten son derece memnunlar. Zengin kadın, eh, zengin kadındı ve eşinin lafından çıkar gibi değildi zaten. “Charmaine, cins ayrımı konusundaki haksızlıktan tedirgin olmuyordu. ‘Geceleri kocamı evden uzaklaştırsın da, ne olursa olsun umurumda değil,’ diyordu. ‘Çünkü o Koç burcundan, ben Akrep burcundanım, bu yüzden uyuşamayız.’” (s. 51) Gidik kafayı geri getirmek mümkün değil, kadındaki değişiklik o kadar kaygı uyandırmasa da Bobbie’yi kaybetmek çanları çaldırıyor, Joanna planlar yapmaya başlıyor. Bobbie’yle birlikte ev bakıyorlardı, artık tek başına bakmaya devam edecek, Walter’ın biraz daha beklemelerine yönelik söylediklerini hiç sallamayacak sonlarda, evden bir an önce ayrılmak için çocukları arabaya atacak ama Walter götürmüş uşakları, yerleri belli değil, Joanna şehre gidince avukatı vasıtasıyla velayetlerini alabilir. Mesele boşanmaya kadar gelmiştir yani, Walter’ın kendisini dinlemediğini görünce Joanna için son çıkış, hatta çocukları sonraya bırakır çünkü kendini kurtaramadıktan sonra kimseyi kurtaramayacaktır. Son konuşmalarında Walter bağırır da biraz, Joanna kendini sokağa atarak Stepford’dan kurtulmaya çalışır ama Erkek Kulübü peşini bırakmayacaktır. Bulurlar, Bobbie’nin robot olmadığını görmesini isterler, böylece tüm sorun robotluğa indirgenir ve Joanna yemi yutar. Pek ikna edici değil, aç olması, yorgunluğu makul gerekçelerse tamam da çocuklarını geride bırakmış, can havliyle kaçarken Bobbie’nin kanadığını görürse paranoyaya kapıldığını kabul edecek noktaya gelmesi, meh. Bobbie’nin yanına gider Joanna, kadının bıçağı eline aldığını görür, dışarıda ortalık sessizleşmiştir, tam orada bölüm sonlanır ve diğer bölüme geçeriz: Stepford’a yeni taşınmış bir çocuk kitapları yazarı, Joanna’yla konuşurken kasabanın tuhaflığından bahseden kadın alışveriş merkezinde dolanır, Joanna’ya rastladığında market arabasının dağınıklığıyla Joanna’nın arabasının düzenini kıyaslar. Başlarda Joanna’nın yaptığı şey, anlarız ki Joanna’nın da replikası yapılmıştır. Kötü son.
Kasabadaki psikoloğa güvenmez de şehirdekine gider bir ara Joanna, paranoyaya kapıldığını ilk orada düşünür de psikoloğun eril açıklamalarını sorgulamak aklına gelmez, aslında psikoloğun neden bir şeyleri açıkladığını düşünmez bile, verdiği ilaçları almamak bir seçenek ama kendinden de şüphe eder hale gelmiştir biraz. Walter’ın oradan taşınma fikrini desteklemesi bir diğer taktik, Joanna yine yemi yutar. Araştırmalarının sonucunda kritik bilgilere ulaşmıştır oysa, Stepford’da bir Kadınlar Kulübü’nün olduğunu, yedi sekiz yıl önce kapandığını öğrenmiştir eski gazetelerden, Erkekler Kulübü’nün yükselişiyle kadınların sahneden çekilişini doğru bağdaştırmıştır ama iradesi o kadar da sağlam değildir, sonuçta erkeklerin önerileriyle hareket edecektir. Çocuk kitapları yazarıyla son bir kez konuşmaya çalışır ama başaramaz, o zaman daha farklı olabilirdi her şey. Siyahi oldukları için mi dışlandığını merak etmiştir o kadın, Joanna’dan kasabalı kadınların tuhaflıklarını dinleyince kafasında bir şeyler oluşmuştur diye düşünüyorum, bence kurtulacak biri varsa odur.
Dönemine göre sağlam metin, denk gelen okusun.











Cevap yaz