Elfriede Jelinek – Âşık Kadınlar

Sirkeci’den Lizbon’a gidecek Nevzat Üstün, yola çıkıyor, Avusturya’ya gelince kallavi övgü: ormanları, köyleri, doğası ne güzeldir Avusturya’nın, insanın ruhuna şöyle iyicene nasıl üftür havası Avusturya’nın, paha biçilemez. Jelinek’in yazdığı yılların Avusturya’sı, aynı, şöyle: yine güzeldir vadileri ve tepeleriyle, “GÜZEL”dir, büsbüyük harfler çıktığında karşımıza, bileceğiz, Jelinek dediğine füze atmaktadır. Huzurlu şehir, huzurlu insanlar, vadinin tam ortasındaki fabrika tezat oluşturur bunlarla, aslında oluşturmaz çünkü o güzel vadinin ve tepelerin varlığını sürdürmesi bir ölçüde fabrikaya bağlıdır, fabrika olmasa insanlar Erich gibi odun kesecek, başka da hiçbir halt yiyemeyeceklerdir çünkü güzel vadiler ve tepeler yenmez, insan açlıktan bir şeye çevrilmiş başka bir şey yer ve bu çevrilen doğal güzellik değildir. Yer, uyur, kadınlardan ve erkeklerden bahseden Jelinek her cümleyle sınırlarını çizer, şehirdeyse sabahın köründe kalkıp makineleşmeye gider, köydeyse daha da kör bir noktada bok temizler, saman pekler, hayvan sıçırtır ve lahana yetiştirir. İki kadın merkezde, Brigitte und Paula, biri şehirde ve biri köyde, köy şehirleşene dek. Biri sutyen diker, kırk taneyi kısa sürede dikerse hiçbir halt olmaz ama yapacak daha iyi bir şey yoktur. İş güç sahibi bir adamla evlenmek hariç. Heinz elektrik teknisyenidir, işinde iyidir, yükselecektir, bellidir, Brigitte hiç yükselemeyecek, altına işemeye başladığı yaşa kadar sutyen dikecektir, emekli olduğunda bile. Paula terzi olmak, eğitim almak isteyecektir, yediği onca sopadan sonra istediğine kavuşacaktır ama vazgeçmek için iyi bir fırsat çıkacaktır önüne: Erich. Terzilik tutkudur, gereği yoktur çünkü Erich odun kesip para kazanır, yeterlidir. Heinz elektrik işinden para kazanır, yeterlidir. Jelinek’in dili serttir, amlar sikler havada uçuşur arada ama yeterince sert değildir bence, azıcık ketlenir, bazen klasik anlatıya döndüğü olur, form değişir. Olsundur. Kadınlar bacaklarını açıp erkeklerin girmelerini beklerler, erkekler kadınların yaşamlarını nasıl kolaylaştıracaklarını düşünürler. Cevap basittir, am arzusu erkekleri ele geçirmiştir, ayrıca amın sahipleri ev işlerini görebilirler, bir temiz sopa yiyebilirler, zorbalığa maruz kaldıklarında gıkları çıkmaz zira anneleri de aynını yaşamıştır, nineleri, daha büyükleri, kadınlar çocuk doğurup sopa yedikleri zaman görevlerini yerine getirmenin mutluluğuyla ocağı yakarlar, yemek yaparlar, kocalarının işten dönmesi bayramdır. Erich çok içer mesela, parayı biraya gömer, mopetinin yerine daha büyük bir motor, sonra araba almak ister, hayallerini benzinli araçlar doldururken Paula doldurmaz çünkü alelade bir kadındır Paula, bedenini sunar, arada sopa yer, başka da bir işe yaramaz, heyecan uyandırmaz. Brigitte aynı, işi gücü vardır ama daha fazla kazandıran bir işi olan Heinz’a göre düşüktür. Susi’den de düşüktür başta, Heinz’ın ailesi Brigitte’yi oğullarının parlak istikbalini boka bulayacak kadın olarak görürlerken Susi’yi pasparlak bir genç kız olarak alkışlarla karşılarlar, işte, oğulları için ideal bir eş, hem zengin hem bacaklarını zart diye açan kadınlar gibi değil, soyluluk var kanında. Sosyalistlik de var, feminizm esintisi, Susi politik bilince sahip bir kız olduğundan Brigitte’yi bir de buradan gıcık eder. Ama zafer yine Brigitte’nin olacaktır, Heinz’la evlenip bir de çocuk yaptıktan sonra, dükkânlarını da açmışlar artık, Susi’nin düğününde kıza tepeden bakar Brigitte. Yola yeni çıkan çömez Susi. Kadınla erkeğin rolleri, eşitlik, emek filan derken o da kendine bir penis bulur nihayetinde. Penisi bulan kazanır, ailesini kurar, sopa yer ve akşam yemeğini hazırlar. Brigitte başta mutlu değildir, Heinz’ın koca göbeği, kokan ağzı, genel leşliği iğrendirir, öğürtür, hele o yapışkan sıvısını içine föşkürtmesi, kızışık öküz gibi böğürmesi, hızla çoğalacak hücreler oluşsun diye ne ıstırap çekiyor Brigitte, ne üzülüyor Brigitte, oysa kocasına ne kadar da âşık bir kadındır Brigitte. “kadın için hayatın sonu, çocuk doğurmanın başlangıcı. erkekler güzel güzel olgunlaşmaya ve yaşlanmaya başlar, bol bol alkol alırken; alkol onları güçlü ve kanserden uzak tutacaktır, karılarının can çekişmesi çoğunlukla yıllarca sürer, çoğunlukla o kadar uzun sürer ki kızlarının can çekişmesine bile tanık olurlar. kadınlar kızlarından nefret etmeye başlar, kendilerinin bir zamanlar öldüğü gibi, mümkün olan en kısa sürede ölmelerini isterler. bu yüzden: bir koca gerekir.” (s. 21) Terzilik öğrenmek isteyen Paula herhangi bir şey öğrenmek isteyen her insanın karşılaşacağı tepkilerle karşılaşır, mesela hayvanları kim güdecektir o zaman, ev işleriyle kim uğraşacaktır, ama Paula öğrenmek ister. Bir süreliğine. Erich’le tanıştıktan sonra asıl istediğinin terzilik olmadığını düşünür, terziliği hemen çıkarır aklından, Erich’e tutulmuştur. Hem: “babam hayattayken onun için eşek gibi çalıştım, sonra baban için eşek gibi çalışmaya devam ettim ve gerald için, şimdi sen tam benimle birlikte eşek gibi çalışacak yaşa gelmişken bunu istemiyor, temiz bir iş olan terziliği öğrenmek istiyorsun. ben baban ve gerald için değilse neden, ne uğruna hayatım boyunca eşek gibi çalıştım, sen de tam eşek gibi çalışacakken istemiyorsun. at bunu kafandan! baban ve gerald kafanı dağıtmadan önce at. hemen şimdi babana ve gerald’a söyleyeceğim. şimdi!” (s. 25) Hamile kalır fakat sıralamayı şaşırmıştır, önce evlenmesi gerekirken olacak iş değildir bu, üstelik Erich evlilik konusunda yan çizince ailesinden sopa yer Paula, şöyle ağır şeyler kaldırsa da çocuğunu düşürse, ailesi öyle ister. Düşürmez, Erich yola gelince düğün dernek evlenir Paula, böylece köyün erkeklerinin radarından çıkar fakat şehirli erkeklerin parası vardır, Erich’in yoktur, olacak gibi değildir, Paula bir iki kez geri çevirir davetleri de en sonunda arabalardan birine biner, bacaklarını açar, parasını biriktirmeye başlar ev almak için. Köylüsüne yakalanmasa amacına ulaşacaktır da ne felaket, debelenen adamın altında olduğu sıra görülür, haber hemen uçar Erich’e, köylü erkekler bir yabancının Paula’yı sikmesinden rahatsız olurlar. Kendileri sikseler o kadar rahatsız olmazlar belki, dedikodu döner, daha küçük çaplı bir facia yaşanır, mevzu kapanır. Paula sopa yer, bir buçuk ay hastanede yatar, Erich’le boşanırlar ve sutyen dikmeye başlar Paula, köyde kalamaz artık. Sutyen dikmek onun hayatını da kurtarmayacaktır, fabrikanın hayat kurtardığı görülmüş şey değildir, karın doyurmaya yarar anca. Paula çöker, Brigitte yükselir, şehirde işler biraz daha kolaydır zira şehre tutunabilen teknikerler tam evlenilecek tiplerdir, kancayı takmak yeterlidir ama köyde kime kanca takılsa derttir, kimse iyi kazanmaz, kimse sınıf atlatmaz, odun kesmenin kurtardığı hiçbir köylü yoktur. Odunlar köylülerin değildir, sutyenler işçilerin değildir, oysa erkekler ve kadınlar birbirlerine sahip olabilirler, birbirlerini istedikleri gibi kullanabilirler, evlendikten sonra neler neler olur.

Jelinek’in bu müstesna metnini hunharca tavsiye edeyim, ettim, alakalı ve alakasız bir mevzuyla bitireyim. Nevzat Üstün anlatıyor: kadın işçi istemişler bir dönem, Avrupalı kadınların ellerinden çok daha küçük ellere sahip Yunan ve Türk kadınları özellikle. Ayşe gitmiş, tutunmuş, eşi Hasan gelmiş sonra. Köydeki hali yok Hasan’ın, ürkek, koca koca binaların ve çok sayıda insanın arasında çocuğa dönmüş. Ayşe içinin kıpırdadığını hissetmiş kocasının o halini görünce, ne tatlı biriymiş o mülayim insan. İş bulana kadar. Çıkışlarda gidip içmeye başlamış Hasan, Türk arkadaşlarıyla takılırken erkekliğini kazanmış, Ayşe’yi dövmeye başlamış, sonrası cinayet. Brigitte’yle Paula ölmüyorlar, özellikle Paula’nın hayatta kalabilmesine alkış.

Liked it? Take a second to support Utku Yıldırım on Patreon!
Become a patron at Patreon!