Son zamanlarda Sait Faik'in kitaplarını okudum biraz, sırf ondan değil ama Ali Smith de anlatıyı dağıtıp toparlamacayı çok iyi beceriyor, ...

Eleştirmenlerin romanlarını roman türüne sokmamalarının ötesini anlatmıyor de Unamuno, düşününce neden anlatsın, zamanının okurlarına zamanının olaylarını anlatıyor elbet, en azından ...

İzlenimler mi demeli öykü yerine, en azından ilk ikisi için. "Vapur"da Karadeniz hırçınlığı var, kar fırtınası, göz gözü görmüyor. Vapurun ...

Usulca bir şey. "Kanepe"de kanepe, o kadar yumuşak değil, mürdüm eriği renginde. Anlatıcı üzerinde uyursa muhtemelen kaygılı rüyalar göreceğini söylüyor, ...

Sahnelense olur, oyundur. Skeç yerine. Ortada birkaç gazete var, kanal tıkandı mı gazeteden bir haber pörtletir karakterlerden biri, hop oradan ...

İstanbul'a soğuklar iner, lodos kapıları tekmeler, denizler kararır. Kar soğuğu İstanbul'un en soğuğu, üşütür, kurudur, çamurlu sokakları özletir. Gelecektir, eli ...

Denize dökülen nehirlerin suyu tatlı, deniz tuzlu, bunun hikmetini kendine defalarca sormuş Odysseus, İthaka'nın taşlık sahilinde otururken bir kez daha ...

Tefrikadır, sakız gibi uzadığı yerler vardır, bunun dışında karakterlerin tutarlılığı, küçük kıyametlerden sonra hemen dağılıp birleşmeleri sıkıntılıdır, kurguyu delik deşik ...

1984'ün güncesinde dergiler, romanlar, eleştirmenler ve sanat üzerine yorumlar var, "duyarlı denemeler"deyse Nâzım Hikmet, 1 Mayıs 1977, Kazlıçeşme ve tren. ...

İki öykü Sait Faik'in en deniz öyküleridir, yazarın en deniz kitabında yer alır. "Sivriada Geceleri" nisan akşamı yola çıkan bir ...